Vahşi ve Güzel: Palawan El Nido

Bundan yıllar önce, ben daha Asya’ya adımımı bile atmamışken arkadaşım Sinan bana Filipinler’den bir kartpostal göndermişti. Kartın üzerinde mavi-yeşil, berrak suların üzerinde kano ile dolaşan insanlar ve göğe uzanan nefis kayalıklar vardı. Üzerinde Palawan El Nido yazıyordu, arkasında da sıcacık bir not: “Umarım sen de bir gün Palawan El Nido’ya gelirsin Özlem.”

Palawan El Nido

Hayaller ve iyi dilekler gerçek olmak için varlar. Yolum seneler sonra Filipinler’e, Palawan adasına düştüğünde aklımda bu küçük anım da vardı.

Yarısı çöl olan ve dolayısıyla da henüz tam anlamıyla gelişmemiş olan Palawan adası oldukça geniş ve son yıllarda yayınlanan pek çok seyahat sitesine ve dergilerine göre de dünyanın en güzel adası. Birbirinden farklı kuş ve kaplumbağa türlerine ev sahipliği yapan ada Filipinler’in gözde rotalarından.

El Nido’da Türk çıkarması – Dünyada 1 Gün ekibi

Palawan deyince akla gelen en ünlü yerlerden biri de El Nido. Karstik bir oluşuma sahip El Nido ziyaretçilerine bembeyaz kumlarda güneşlenme, yemyeşil sularda yüzme ve lagünler arasında kanoyla dolaşma ve yüzme heyecanı vaat ediyor.

El Nido

Göğe uzanan dev kayaların gerçekten ürkütücü bir yanı var. Kanoyla dolaşırken kayalıkların yansımalarına bakıp da ürkmemek işten bile değil.

Puerta Princesa – Palawan El Nido

Eğer yolunuz Palawan El Nido’ya düşecekse Puerta Princesa’yı es geçmemeniz gerek.

Cebu Pacific hava yolu Manila’dan ve Cebu adasından Puerta Princesa’ya her gün seferler düzenliyor. Palawan adasının başkenti Puerto Princesa’da ömrümün en etkileyici iki aktivitesini yaptım. İlki Puerto Princesa Underground River  (Sabang)’da kanolarla dolaşmak oldu.

UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan bu nehir dünyanın en büyük yer altı nehirlerinden biri. Küçük gruplar halinde kanolara binip milyonlarca yıl önce oluşmuş devasa mağaraya doğru kürek çekmek pek bir tırsınç oluyor!

Kanoya binerken başımıza kask, sırtımıza da can yeleği verdiler ve uyarılarını sıraladılar.

Fazla kıpraşmamalıymışız, kanonun dengesi bozuluverirmiş. Ağzımızı açıp da yukarılara bakmayaymışız, asitli su yutabilirmişiz. Yılan görebilirmişiz, korkmayalımmış. Bir de pek çok yarasa varmış içeride, haberimiz olsunmuş.

Puerto Princesa Yeraltı Nehri’nde yaptığım gezinti yaşadığım en tırsınç deneyimlerden biri olabilir. Düşünün ki zifiri karanlık bir mağaradasınız, sessizce, karanlık sular üzerinde ilerliyorsunuz. Etrafta yüzlerce uçuşan yarasaların sesleri.. Sağlı sollu kanolar ilerliyor, bir grup gidiyor, diğeri dönüyor.

Her bir kanoda incecik adamlar, kaslarında fener, tek ışık o fenerler ve tek ses onların yankılanan sesleri.. Garip ama çok garip şekiller oluşturmuş kadim bir mağara, sanki ellle çizilmiş gibi.. Aşağı bakınca suya yansıyan kayalar ve şekiller sanki sonsuza dek uzuyorlar, Dante’nin Cehennem tasvirindeki yer altı canavarlarına benziyorlar!

Tüm bu tırsınç atmosfer yetmezmiş gibi rehberimiz Titatic müziğini (My Heart Will Go On) ıslıkla çalmaya başlamasın mı.. Hıh dedim, şahane bir espiri anlayışınız var, bravo!

Puerto Princesa Firefly Watching

Kente gelmişten es geçilmemesi gereken şeylerden biri de nehirde ateş böcekleri gezintisi. Iwahig River (Iwahig Nehri) üzerinde gerçekleştirilen bu aktivite ölmeden önce yapılacak şeylerden biri olarak listelere girmeli kesinlikle. Gezinti yapılan parka kıvrımlı yollardan, ormanları, tepeleri aşarak ulaşıyorsunuz, benim midem alt üst oldu mesela ama sonunda gördükleriniz her şeye değiyor.

Üç kişilik bir ekip halinde kanolara biniliyor. Yine can yeleği ve kask. Kranlık, zifiri karanlık, o kadar ki profesyoal fotoğraf makineleri bile bir işe yaramıyor. Gök yüzünde milyonlarca yıldız, ömrümde görmediğim kadar çok yıldız.. Tüm evreni görüyorum sanki.. Sessizlik, mutlak sessizlik.. Sadece küreğin derin ve karanlık sulara değdiği anda çıkan ürpertici ses var, bir de rehberin anlattığı hikayeler..

Rehber elindeki fenerle ağaçlara ışık tutuyor ve ağaçlar birden bire yılbaşı süsleriyle doluyorlar sanki. Ateş böcekleri.. Binlerce ateş böceği yanıp sönüyor. Yıldızlarla yarışıyorlar sanki.

Öyle büyülü bir an ki, kelimeler kiyafetsiz kalıyor. Tanrım diyorum, ne kadar şanslıyım!

Gelelim El Nido’ya gitme yolculuğuna..

El Nido’ya Manila’dan ve Cebu’dan uçuşlar var ama bizim gibi maceralı ve zor yolu tercih etmek isterseniz Puerta Princesa’dan seferler düzenleyen otobüslere veya minivanlara atlayabilir ya da araç kiralayabilirsiniz.

Palawan El Nido

Pek çok sitede araç kiralarken dikaktli olun ve geceleri araç kullanmamaya dikakt edin yazıyordu Palawan bölgesi için. Nedenini minivanımız içinde geçirdiğim 7 saat sonucunda anlamış bulunuyorum!

Karanlık çöktüğünde ve in cinin top oynadığı, insanı bırakın tek bir hayvanın bile görünürde olmadığı ıssız yollarda ilerlerken uykusuzluk ve uçak yolculuklarının da etkisiyle kendi kendime konuştum durdum. Bir ara minibüsümüz yolda durdu ve araçtan birkaç kişi aşağıya indi. O zamana dek fazla konuşmayan ama bize sürekli Reggae çalan şoförümüz Mark eline demir bir sopa alarak aşağıya inip aracın önüne geçti ve gözlerini kocaman açarak beklemeye başladı. Biz kaptan ne oluyor yahu diye sorunda da Dangererous, dengerous, people! demesin mi. Minibüse doluşup da bir ilerleyişimiz var ki sormayın gitsin!

İç ses: Martıcım, meslektaşların şu an evlerinde cam kenarlarına tünemiş, ellerinde kahve, yapan karı izliyorlar, biliyorsun, değil mi? Sense iki tropik ada göreyim diye öleceksin dünyanın bir ucunda. Aferin!

Palawan El Nido

Nihayet El Nido’ya varabildiğimizde gece yarısı olmuştu ve yine zifiri karanlıkta, hiçliğin ortasındaki otelimize valizlerimizi sürüyerek ulaştık. Gökyüzü yine evlere şenlikti. Sanırım bir daha öyle yıldız görmeme imkan yok.

El Nido’ya ulaştığımda şunları yazmışım:

 

Otelimizin konumu ve manzarası şahaneydi.

Palawan El Nido

Aynı zamanda da birbirinden ilginç börtü böcek vardı. Kuruması için astığım şortumun üzerine garip yeşil bir arkadaşla karşılaştım bir gün. Bir süre birbirimize baktık. O da kıpırdamadı, ben de. Tamam, dedim, sen kal o zaman orda bir süre. Sabah gitmişti ama ben şortu bir süre giymemeyi tercih ettim!

El Nido’da yapacak şey çok.

Kanolarla dolaşmak, balıkların ve meyvaların tadına bakmak, dalış yapmak, yüzmek, etraftaki küçük adaları keşfetmek..

El Nido

El Nido’nun en ünlü noktalarından biri de Secret Beach (gizli kumsal). Aslında gizli değil de saklı desek daha yerinde olur. Teknenizden atlayıp sular sığlaşana dek yüzüyorsunuz, belirli bir noktadan sonra da yürüyorsunuz (deniz ayakkabınız yoksa ayaklarınız parçalanıyor, suyun altı kaya dolu!) ve mağaramsı bir yerden geçerek gizli kumsala ulaşıyorsunuz. Tipik Filipinler; her zaman bir Survivor etkinliğine açık!

Palawan El Nido

El Nido’da gün batımı izlemek de şahaneydi. Filipinler’de doğa insanı hiç hayal kırıklığına uğratmıyor zaten.

Filipinler’den dönüşüm muhteşem oldu.

Palawan El Nido’ya giden olursa büyük lagüne ve ateş böceklerine benden selam götürsünler.

 

 

Gezgin Martı

Dali’nin İzinde Figueres

Katalanlar Figeres diyor, İspanyollar Figueras. Bense sıkıcı, minik bir kasaba. Girona’ya bağlı,...
Devamını Oku

5 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir