Tayland, İyi İnsanların Ülkesi

Taylandlıların yerel dillerinde kısaca Krung Thep dediği ve anlamı Melekler Şehri olan, orijinal ismi

Krungthepmahanakhon Amonrattanakosin Mahintharayutthaya Mahadilokphop Noppharatratchathaniburirom Udomratchaniwetmahasathan Amonphimanawatansathit Sakkathattiyawitsanukamprasit ile Guiness Rekorlar Kitabı’nda en uzun isimli şehir olarak yerini kapmış Bangkok‘a bilet alırken uzun zamandır olmadığım kadar heyecanlıydım.

IMG_9524
Phi Phi adalarında Gezgin Martı 🙂

Yıllar içinde Avrupa’yı karış karış, defalarca dolaşmış, en batı kara parçasına kadar gitmiş ama -Mısır sayesinde yaşadığım kısa Afrika deneyimim dışında- başka bir kıtaya henüz etraflıca ayak basmamıştım. Açıkçası Uzak Asya çok da ilgimi çeken bir yer değildi ama Tayland müthiş adaları, sahilleri ve tapınaklarıyla yıllardır hayalimi süslüyordu. Türkiye’de kış yaşanıyorken sıcak yerlere gitme fikri de ayrıca cazipti, ne yapan söyleyeyim.

FILE095

Hayal sonunda gerçek oldu ve ben kendimi üzerimde beş kat tişört, ince bir rüzgarlık, kot pantolon ve spor ayakkabılarla titreye titreye İstanbul’dan Moskova’ya uçarken buluverdim! Moskova’da kar vardı ve hava sıcaklığı -10 dereceydi. Sabret Martı dedim, şunun şurasında iki saat hava alanında bekleyip sonra da 9 saat 50 dakikacık (!) uçacaksın ve kendini birden 30 derece sıcaklıkta bulacaksın! Bunun için yanında mont, kaban taşımana değmeyecekti, iyi yaptın. (İşbu yazıyı şu an klavye başında hapşırarak yazan Martı 3 hafta önceki kendine selamlarını iletiyor!)

IMG_0478

Kişisel rekorumu kırıp ömrümün en uzun uçuşunu inanılmaz derecede kaba uçuş görevlilerine ve korkunç yemeklere sahip Rus şirket Aeroflot ile gerçekleştirdikten sonra çiçeklerle kaplı Bangkok Havaalanı’nda yol arkadaşım Michelle ve beni sıcacık bir hava, +5 saat zaman farkı ve güler yüzlü insanlar karşıladı.

IMG_0489

Rengarenk taksilerden (yeşil-sarı, mavi, pembe) birine atlayıp Khosan Roadcivarındaki otelimize yerleştik. (Tara Place) Hava alanındaki güler yüzlü insanlar şehrin her yerindeydi.

FILE664 FILE645

Oteldeki personel bizi görünce sanki kırk yıllık dostlarını görmüş kadar sevindiler ve bu günlerce, sabah akşam hep böyle devam etti. Son gece Bangkok’tan ayrılırken o insanlardan ayrıldığım için neredeyse ağlıyordum!

IMG_0557 FILE703

Bangkok 15 milyona yakın nüfusu ve kaotik şehir yapısıyla İstanbul’u andırıyor. Her sokakta neredeyse bir pazar var. Alışveriş kültürü inanılmaz boyutlarda. Sokakta yemek içmek neredeyse bir gelenek.

Kaju Salatası

Her çeşit et, balık sokakta pişirilip sunuluyor. Baharat kullanımı fazla.

FILE838

Böcekler, egzotik meyvalar, yemişler, ahtapotlar, karidesler, trafikten yayılan egzoz dumanları ve baharatlar birleşiyor ve şehrin sokaklarına evlere şenlik bir koku yayılıveriyor.

IMG_0550 IMG_9163

Midesi sağlam olan beni bile tiksindirecek kadar garip kokulardı bunlar!

FILE571

Dışarıya çıkıp yürümeye başladığım ilk saatlerde karşıma kocaman bir fare çıktı, kendisiyle bir süre bakıştık, sonra farecik insanların açık alanda oturup noodleları, etleri götürdüğü yemek bölgesine doğru koşup uzaklaştı. Tahmin edersiniz ki ben de bu karşılamadan sonra sokakta oturup pek yemek yemedim!

FILE582 FILE831

Bangkok’un tapınakları şahane. Kraliyet Sarayı Grand Place ve içinde yer alan Wat Phra Kaew (Zümrüt Budha Tapınağı, Emerald Budha)’yı gezmeden önce tapınak koruyucularından izin aldım.

FILE419

Doya doya gez, dediler.

IMG_9174

16. yüzyılda inşa edilen ve Tayland’ın ilk üniversitesi olduğu söylenen Wat Pho‘da (Wat Phra Chetuphon) 15 metre yükseklikte ve 46 metre uzunluktaki ünlü Yatan Budha‘yı görmek heyecan vericiydi.

Budha’nın Nirvana’ya ulaşmasının temsili olan bu heykelin bulunduğu tapınağa ve diğer tüm tapınaklara girerken turistlerden ayakkabılarını çıkarmaları, omuzlarını ve bacaklarını örtmeleri, sessiz olmaları ve heykellerle dalga geçecek şekilde fotoğraf çektirmemeleri isteniyor.

Wat Phra Kaew
Wat Phra Kaew

Bazı uyarı tabelaları oldukça eğlenceli. Thai halkı zaten genelde her şeye, herkese çok saygılı ve mütevazı.

FILE513

Chao Praya Nehri kıyısında yer alan Wat Arun Tapınağı da ayrı güzel.

FILE149

Karşı kıyıya ulaşmak için iskeleye gidip botlara binmek ya da tur satın almak gerekiyor.

FILE194

Biz bir tur satın alıp uzun botumuzla nehri baştan aşağıya dolaştık, balıklara yem verdik, ahşap evleri, balıkçıları ve bu ilginç Asya hayatını inceledik.

FILE299

Botumuzun yanına kendi botlarıyla gelen seyyar satıcı amca ve teyzelerle muhabbet ettik.

Bangkok sadece tapınakları ile değil, yeni, modern yerleşim merkezleri, yüksek binaları ve gece hayatıyla da ünlü olan bir başkent. Siam ve Silom’un dev binaları, elektronik mağazaları, alışveriş merkezleri ve hareketli sokak reklamları baş döndürücü.

Wat Yai Chai Mongkol, Ayutthaya

Bangkok’taki son günümüzde 1767 yılındaki Burma istilasında yakılıp yıkılana dek Tayland’ın başkentliğini yapmış, UNESCO Kültürel Miras içerisinde yer alan harika Ayutthaya şehrini gezdik.

IMG_0972

IMG_0991

Arkeolojik kalıntılar, yıkık dökük binalar içinden çıkan dev Budha heykelleri, Bang Pa In Royal Palace (Summer Palace)‘taki filden ağaçlar, çiçekler, heykeller, eski tapınaklar beni benden aldı.

IMG_1129

Ayutthaya bölgesine resmen aşık oldum! Wat Panan Choeng‘te bir ibadet törenine denk geldim. Roma’da Trastevere’deki bir kilisede tesadüfen denk geldiğim cenaze töreninden sonra gördüğüm en ilginç, en etkileyici şeydi. Spiritüel arşivime heyecanla ekledim.

Bangkok’un hem eski hem de yeni yüzünü gördüğümüz yetmiyormuş gibi hastanelerini de ziyaret etmek durumunda kaldık. Michelle ayağını sakatlayıp yürüyemez hale gelince zar zor da olsa İniglizce konuşan bir eczacıdan yardım alıp bir özel hastaneye attık kendimizi ve ben böylece şaşkınlıktan konuşamaz hale geldim! Arkadaşımı görür görmez gelen tekerlekli sandalye ve görevli gece boyunca yanımızdaydı. Kayıt bölümündeki hostesler kadar güzel giyinmiş ve güler yüzlü görevlilerle şahane sohbetler ettik.

IMG_1071

Ben eyvah, hem turistiz, hem özele geldik, şimdi röntgen, kan tahlili ve bilumum neler isteyecekler diye düşünürken İngilizce konuşan doktor kısa bir muayeneden sonra incitmişsin, ağrı kesici ve krem yazıyorum, bir kaç güne geçer dedi ve hiçbir ek şey talep etmedi!

IMG_0849

Ömrümde ilk kez gülen hemşireler gördüm! Hastanenin içinde medikal dükkan ve eczane olduğu için ilaçları ve koltuk değneklerini de iki dakikada ediniverdik! Tüm bunlar yetmiyormuş gibi hastanenin çıkışına kadar bizi bırakmayan görevli taksi çağırdı, şoförle konuştu ve bizi araca bindirdi.Tüm bunlar 3000 Baht yani 100 dolara mal oldu.

Ayrılırken görevlilerle fotoğraf çektirdik ve tüm Taylandlıların yaptığı gibi onlara şükran ve sevgi dolu bir Budha selamı verdik.

Chiang Mai, Filler, Kaplanlar ve Tarot

Üç günlük Bangkok macerasından sonra kuzeye, Chiang Mai şehrine uçarken hava alanındaki insanların ne kadar iyi ve yardımsever olduğunu, Michelle’i görür görmez sandalye getirip yine başımıza bir görevli diktiklerini, hava alanında halı ve çiçekler olduğunu, hosteslerin Budha selamıyla bizi karşıladıklarını ve hep gülümsediklerini söylememe gerek yok, değil mi? Şimdiye dek bu %94’ü Budist olan insanların bazı şeyleri çoktan aştıklarını ve insanlık açısından Batı’ya ders verecek seviyede olduklarını anlamış olmalısınız!

FILE870

Chiang Mai’yi ben çok sevdim. Bambaşka bir yazının konusu. Bangkok’tan çok daha sakin, kültürel, hippi turistlerin mekanı Chiang Mai. Sokak pazarları, el yapımı ürün satan dükkanları, bohem cafeleri ve restoranları, nehir kıyısında bisikletle dolaşan insanları ve doğal güzellikleriyle aklımı başımdan aldı Chiang Mai.

FILE534

Bir gece sokakta Tarot bakan bir amca gördüm. Hemen gittim yanına. Öyle sevimliydi ki…

FILE892

Kırık dökük İngilizcesi ile benim iki kez daha bu şehre geleceğimi, ikizlerim olacağını“Big stomaaachhhh, two babyyyyy, one girl, one boyy, you happy”, milyonlarım olacağını (hangi para biriminde diye sormadım ama umarım Baht milyonları değildir amcacığım!), evleneceğimi ve balayına Phuket’e geleceğimi söyledi! Tarot bilen biri olarak kartlarla pek de alakalı şeyler söylemediğini farkettim elbette ama 10 dakika sonunda ikimiz de kazan-kazan anlaşmamızdan çok mutluyduk. Budha selamımızı ve pozitif enerjilerimizi verdik birbirimize.

FILE895

Kim bilir şu an kimlere o tatlı yüz ifadesiyle güzel cümleler söylüyor o güzel sokakta!

Chaing Mai’da bir konuk evinde (guesthouse) kaldık. Belçikalı ev sahibimiz sabah bize omlet ve waffle yaptı ve bizim istediğimiz türden bir fil turu ayarladı bize. Hayvanların kullanılmasına, zarar görmesine karşı olduğumuz için klasik fil turlarına katılmak istemiyor ama aynı zamanda fillerle de haşır neşir olmak istiyorduk. Sabahın köründe bir minibüs bizi aldı, bir grup İtalyan, Amerikalı, İspanyol ve Fransız turist eşliğinde doğal parkımıza ulaştık. Minibüste elimize bir kağıt tutuşturdular:

IMG_9441

Thai dilinde file komutlar vermeyi öğrenirken gözlerimizden yaş geldi. Bir minibüs insan düşünün, birileri fil taklidi yapıyor, diğerleri ona ayağını kaldır, bağını eğ, sağa git falan diyor bağıra bağıra. Şoförümüz ve rehberimiz hakkımızda kim bilir neler düşünmüştür!

FILE929

Merkeze ulaştığımızda ayakkabılarımızı çıkarttık, çantalarımızı, kameralarımızı, her şeyimizi aldılar. Bize mavi mahout (fil eğitmeni) kıyafetleri giydirdiler ve önce kamp hakkında bilgi verdiler. Rehberimiz ve aynı zamanda bir fil eğitimcisi olan Bowie harika bir insandı.

"My name's Bowie, as in David Bowie"
“My name’s Bowie, as in David Bowie” he said

Sonra tek tek bizi fillerin yanına aldılar. Filleri bambu çubuklarıyla besledik, hortumlarına sarıldık.

FILE1002

Öğrendiklerimizi pratik etmeye sıra geldiğinde herkes tir tir titriyordu!

FILE979

Sağa git ne demekti? Sağ derken filin sol kaşını kaşıyorduk, değil mi? Ya dur deyince durmazsa? Desteksiz, sandalyesiz nasıl çıkacağım ben onun tepesine? Minder de mi yok? Ya düşürsem?

FILE984

Şimdiye dek çok çılgın şey yaptım ama sanırım fil aydamak (bkz. Trakya Thai gelenekleriyle buluşunca!) bunlar içinde ilk sıraya oturdu!

DSCN5280

File bir şekilde çıktım, mahoutlar da ittiriverdiler, sağ olsunlar, sağ-sol derken azıcık da dolaştık tamam ama sıra inmeye gelince bir heyecan bastı yine. Zaten hava 30 derece, buram buram terliyoruz. Dedim filciğim eğ başını, eğdi fil. İki türlü inebiliyorsunuz filden; yandan ya da hortumundan kayarak. Sizce ben hangisini seçtim??

Kayması güzeldi de düşmesi pek değildi! 

Karşımda kahkaha krizine girip aynı anda çığlık atan İtalyan ekiple göz göze gelmemek için çok uğraştım! Filin yanında yattığım 5 saniye boyunca filin ayağını kaldırıp üzerime bastığını, bağırsaklarımın The Walking Dead misali etrafa saçıldığını, okulumda öğrencilerimin ölümüm ardından ağıtlar yaktığını görselledim!!

Çok şükür ki mahoutlar yardımıma koştu da güvenli alana geçtim.

Tam oh be, bitti diyordum ki öğle yemeğinden sonra Haydi bakalım, şimdi fillle 40 dakika tur atacaksınız, nehirden geçeceksiniz, demezler mi?

Herhalde bir eğitimci de bizle gelir, en öne oturur, değil mi? dedim Michelle’e.Koskoca filin tepesine ömründe ilk kez fil görmüş insanları koyup dağa meraya salmazlar herhalde! Tabi ki dedi o da, yapmazlar, Avrupalı mantığıyla düşünürsek!

Ve elbette 40 dakika boyunca filin tepesinde sadece Michelle ve ben vardık! Her filin yanında 30 kiloluk, kara kuru mahutlardan vardı ama o mahut hep geriden geldi, arkadaşlarıyla konuştu. Biz file Sen ne güzelsin, çok tatlısın, biz seni çok seviyoruz, teşekkür ederiz diyerek (İngilizce ve Türkçe ve sesli olarak!) onu gaza getirmeye çalıştık. Nehirde taşlar arasından geçerken, filimiz sağa gitmesi gerekirken sola sapınca çığlıklar atarken ve düşmemek için bileklerimi neredeyse filin derisine yapıştırırken bir yandan da yaşadığım ana, bu güzel maceraya şükrediyordum!

FILE1078

Artık benim de bir film eğitimi sertifikam var. Özgeçmişime  ekleyeceğim. Eminim ki Edirne’de çok işime yarayacak!

DSC_2408

Fil macerası yanında Bambu ile nehirlerde dolaştım. Kaplanlarla kanka oldum.

DSC_2394

Uzun boyunlu kadınlarla tanıştım. 5 yaşından beri, güzel olmak için taktıkları bu boyunluklara hiç mi itiraz etmiyorlar diye sordum rehbere.

Screenshot_3

Okuma yazma bile bilmiyormuş çoğu. Televizyonları bile yokmuş. İsyan etmeyi bilmiyorlar ki, dedi rehber! Elinden bebeği ile şal dokuyan genç kıza İngilizce umarım okumayı öğrenir, kitaplar okur ve kendine özel bir hayat seçersin dedim beni anlamadığını bilerek. Gülümsedi, Selam verdi. Ayrıldık.

IMG_9451

Chiang Mai’da Bus Bar isimli enteresan bir mekanda bir CS toplantısına da katıldım. Çok eğlenceliydi. Neden ve nasıl oraya geldik bilmiyorum ama gecenin sonunda herkes yanındakine kendi dilinde küfür etmeyi öğretiyordu! İsrailli, Koreli, Portekizli, Avustralyalı ve Danimarkalı insanların S.ktir git diye bağırdıklarını duymak/görmek çok garip ve eğlenceliydi!

FILE680

Tüm o güzel yürekli insanlarla gecenin sonunda iletişim adreslerimizi alıp birbirimize sarılıp Mutlaka görüşelim, hangi ülkede? diye ayrıldığımda biliyordum ki bir daha görüşmemiz imkansız değil belki ama çok zor. Olsa bile kim bilir kaç yıl sonra, nerede, ne zaman? Couchsurfing toplantıları güzel olduğu kadar acıklı da oluyor işte böyle! Bir iki saatte dünyaya barış gelmiş gibi hissediyorsunuz; dil, din, sınırlar, tüm bariyerler ortadan kalkıyor. Sonra ayrılıyorsunuz ve ön yargılarla, kendi kimliklerinizle yaşamaya devam ediyorsunuz.

Krabi, Phi Phi Don, Maya Bay, Phuket

Altı günün sonunda, sayısız güzel anı ve maceradan sonra Krabi’ye, en güneye uçtuk ve ben ömrümün en güzel plajı ile, Railay Beach ile tanıştım. Railay Bay Resort & Spa isimli şahane bir bir hotelde geceliği 160 liraya kaldık! Havuzda kokteyl sipariş etmek gibi şımarıklıklar bile yaptık! Resmen cennetin tanımıydı!

FILE1202

Dolunay haftasıydı ve medcezir denen o ilginç şeye (video itibarıyla göbüşüm ve ben!) tanıklık ettik.

Railey’nin doğu ve batı kıyıları birbirinden farklıydı. Maymunlar vardı her yerde.

FILE1627

Mağaralar, bungalovlar, ağaçlar… Muhteşem manzaralar…

Ağaç kucaklamaya çalışan insan modeli!
Ağaç kucaklamaya çalışan insan modeli!

Sahilde şahane bir cafede yemek yeyip kokteyl içip yıldızları izledik kumsalda.

FILE1589 FILE1703

Bir ara kulağıma Sezen Aksu tınıları geldi, herhalde memleket hasreti dedim ama değilmiş,gerçekten Sezen Aksu çalıyordu!

Oradan tur satın alıp Phi Phi Adaları ve Similan Adaları’nı gezdik. Şnorkelle dalıp balıkları izledik.

FILE1492

Maya Beach‘te Leonardo Di Caprio’nun (The Beach filminde) kumsalda oturduğu ve manzarayı izlediği yere bakıp iç çektik!

FILE1480

Monkey Beach’te minik maymunlarla oynadık. Bambu Island‘ta bembeyaz kumlarla haşır neşir olduk. Fotoğraf çekmeye uğraşırken bir kayadan düştüm!

2013_0303_153118_082

Yine başka bir mekanda fotoğraf çekerken bir kayaya çarptım! Survivor’a mı katıldım tatile mi çıktım belli değildi yani!

Her yerim mosmor oldu. Sürekli balık ve kaju ve bilumum garip şey yemekten mideler bozuldu, bir gece resmen zehirlendik.

Similan Adaları
Similan Adaları

Bir akşam cüzdanları otelde unutup şahane manzaralı bir restoranda bir güzel yedik, içtik, sonra çok tatlı bir trans birey olan garsonumuz bizle otele kadar gelip parayı almak zorunda kaldı. Dönüşte kaybolduk, kertenkeleler gördük, bir turist bize kocaman, yeşil bir yılan gördüğünü anlattı ayak üstü. 

“Phuket’te ezan duydum” gibi bir cümle kurabilirim.

Son 3 günü Phuket‘te bir konuk evinde geçirdik. İtalyan ev sahibimiz Thai food yorgunu midelerimizi pizza ile şenlendirdi. Hemen karşısındaki Sagol Middle Eastern Restaurant da sandığımız gibi Arap değil İsrail restoranı çıktı, orada da iki gece Yunan salatası, humus, falafel yedik.

IMG_9668

Adalar turunda tanıştığımız Atinalı gezgin Spyros ve restoranda çalışan Jarusalemli Itay ile yemekler ve kültürler üzerine muhabbetler ettik. Patong Beach’te dolunayı izledik. Hard Rock Cafe’de rock dışındaki tüm diğer tarz müziklerin çalındığına ve garsonların sokakta direk dansı yapmalarına şahit olduk! Bir zamanlar çılgınlar gibi izlediğim Lost’taki Jack’in dövmelerini yaptırdığı Achara isimli kadını aradı gözlerim adada.

Botlara, feribotlara o dev valizlerimizle inip binerken ne zorluklar yaşadık! Adalara giderken dev dalgalardan tırsıp can yeleklerimizi giyerken ne komiktik! Thai insanlarından bir kez daha kimseyi yargılamamamız ve insanları oldukları gibi kabul etmemiz gerektiğini öğrendik. LGBT bireylerin her alanda özgürce, rahatça çalıştıklarına, kendileri olabildiklerine tanık olduk, çok sevindik.

Krabi’nin hayaletleri isimli çalışmam!

15 gün boyunca yine kişisel rekorumu kırarak 7 kez uçağa bindim. Tuk Tuk ile tanıştım. Uzun kuyruklu masalsı botlar tanıdık ulaşım aracı oldular.

15 gün boyunca ellerim çenemin altında hep hayata, insanlara teşekkür ettim.

Şimdi hepsi hayalmiş, bir rüyaymış gibi geliyor. Sanki uzun bir uykuya yattım ve bu garip rüyayı gördüm. Anlatacak şey öyle çok ki, ne yazılar tam olarak ifade etmeye yetiyor ne de fotoğraflar.

IMG_9406 10806473_10152776055396429_86709291484929126_n

Orada sürekli yaşamak ister miyim? Hayır. Ben kendimi hep batıda daha iyi, daha rahat hissettim. Gezmek için yine gider miyim? Kesinlikle. Keşke bu kadar uzak olmasa. Bu kez fazla kalabalık ve turistik olan Phuket’i es geçer, Krabi’de daha çok zaman geçiririm. Belki bir kaç böcek yemeye de cesaret ederim o zaman, kim bilir!

Zaten Tarotçu amca da söyledi, yeniden gideceğim bu kutsal topraklara. O zamana dek, Namaste Tayland.

Gezgin Martı

Gezginlerin Duymaktan Sıkıldığı 10 Cümle

Gezmek tozmak, geri dönmek güzel de bir de şunları duymasak da delirmesek!...
Devamını Oku

7 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir