Sırtçantalılar için Londra Rehberi

Londra’dan sıkılan hayattan da sıkılmıştır!

Vakti zamanında Samuel Johnson demiş ki; Londra’dan sıkılan, hayattan da sıkılmıştır. Siz de oralarda sıkıntıya düşmeyesiniz diye – ki hayattan bunalmayın, bu önemli – size pratik bir Sırtçantalılar için Londra seyahat rehberi yazısı hazırladım.

469435_10150959153631429_943628072_o

Londra Seyahat Rehberi Ulaşım:

Londra’da Heathrow, Luton, London City, Stansted ve Gatwic olmak üzere toplam beş adet hava limanı bulunuyor. Sizin uçağınız muhtemelen Luton ya da Heatrow’a iniyor olacak. İstanbul-Londra arası uçuş süresi yaklaşık 3,5 saat. Heathrow Airport, merkeze yaklaşık 30 km uzaklıkta ve metroyu (İngilizler tube diyorlar) kullanarak, bir kaç aktarma ile şehir merkezine ulaşmak gayet kolay. Metro servisleri sabah 5’te başlıyor ve gece 23:40’a kadar devam ediyor. Metroyu yakalayamayacak saatte giderseniz merkeze ulaşmak için otobüsleri de kullanabilirsiniz. Bunun için National Express ya da N9 isimli 20 dakika aralıklarla kalkan gece otobüslerini tercih edebilirsiniz. Tabi ünlü siyah taksiler de var ama, Sırtçantalılar’a taksi muhabbeti yapmaya hiç gerek yok elbette!

Luton Airport‘tan bizim Havataş benzeri Easy Bus‘a binerek merkeze ulaşmak çok kolay. Ücret 5-10 pound arasında değişiyor. Easy Bus ofisi hava alanının içinde, çıkış kapısının tam karşısında.

Şehir içi Ulaşım:

Londra’nın yeraltı ulaşım sistemi şahane. Dilediğiniz her yere, aktarmalar yaparak, hiç yer üstüne çıkmadan gidebilirsiniz.

Tek bilet oldukça pahalı (2,5 pound), o yüzden metroya (İngilizler kendisine tube diyorlar) binmeden önce makinalardan ya da ofisten bir Oyster Card satın almakta fayda var. Dilerseniz geziniz sonrasında bu kartı iade edip paranızı geri alabiliyorsunuz. Kartı pay as you go (bindiğin kadar öde) ya da travel card şeklinde kullanabilirsiniz. Ben kartımı 7 günlük travel card şeklinde doldurttum ve bunun için 30 pound ödedim. Bir dahaki gidişimde daha hesaplı olduğunu düşündüğüm pay as you go tercih edeceğim. (Bkz. Tecrübe)

Oyster card ile ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Tube dışında, Londra içinde seyahat ederken şu şirin, kırmızı, ünlü iki katlı otobüsleri de kullanabilirsiniz. Oyster card’ınız orada da geçecek ve tek bilet almak isterseniz orada da kazıklanacaksınız, bilginize.

Otobüsler oldukça konforlu ve şirin ve aynı metro gibi şehrin her noktasına gidiyorlar. Night Bus (Gece otobüsü) sistemi ile de sabaha kadar şehirde dolaşabilme güzelliği var. Otobüs duraklarında hangi hattın nerelerden geçtiği ve kaça kadar çalıştığı yazıyor. Şu adresi kontrol ederek güzargahınızı önceden belirleyebilirsiniz.

Kalacak yer:

Ben gezilerimde Couchsurfing kullanıyorum ama hostel ya da hotellerde kalmak isterseniz önceden rezervasyon yaptırmakta fayda var.

Yaz sezonunda fiyatlar oldukça yüksek. Piccadaly’de bir gece hostelda kalmak zorunda kaldım ve banyosu, tuvaleti ortak mekanın fiyatı kişi başı 42 pound idi!

Yeme/İçme:

Londra’da aç gezme ihtimaliniz yüksek, hazırlıklı olun! (Sad but true) Yaz sıcaklıklarının bile biz Akdenizlileri ısıtmaya yetmediği topraklarda alıştığımız meyve/sebze lezzetini bulmak zor. Eğer balıklı-peynirli sandviçlerden sıkılırsanız fast food dükkanlarına ya da her yerde bulabileceğiniz Çin/Hint/İtalyan/Fransız restoranlarına koşabilirsiniz ama yemeklerin pahalı olduğu gerçeğini aklınızdan çıkarmayın.

Öte yandan İngilizler içmeyi çok seviyorlar ve oldukça lezzetli biraları var. Gürültülü ve kalabalık publara uğramadan dönmek olmaz.

Ve elbette ki İngiliz çayı.. Regular tea (normal çay) ısmarlarsanız sütlü çay alacaksınız, siyah çay istiyorsanız belirtmeniz gerekecek.

Londra cafeleri
Londra cafeleri

Piccadaly’de Kahve Dünyası var. Her yerde de Costa cafeler mevcut.

Yiyecek ve içeceklerin fiyatları da take away veya eat in olarak değişiyor. İçeride oturursanız daha fazla para ödüyorsunuz. Yiyecek ve içeceklerinizi de genellikle kendiniz alıyor, parayı alırken ödüyorsunuz. (Son gün Kahve Dünyası’nda karımı çıkarıp kahve almaya hazırlanırken “Siz oturun, biz siparişinizi alacağız” dediklerinde şaşırmıştım bir an. O kadar alışmışım ki İngilizlerin sistemine bir haftada..)

Muhteşem bir özellik: Çeşmeden su içilebiliyor.

Londra Seyahat Rehberi: Ne görelim? Nereye gidelim?

Londra Seyahat Rehberi

Görecek öyle güzel şey var ki.. Londra sanat kokan bir şehir. Sokaklarında yürüyüp köprülerinden geçip bol bol fotoğraf çekmekle işe başlayın.

British Museum, Science Museum mutlaka görülmeli. İkisi de ücretsiz. Shakespeare’s Globe tiyatro ve edebiyat tutkunları için inanılmaz bir deneyim olacaktır. Tate Modern ilginç, güzel sergilerin olduğu bir yer. London Eye‘a binebilirsiniz, 18 pound. Gece ışıklarında seyir daha da güzel olur. Eğer bilet bulabilirseniz müzikal izlemek muhteşem olacaktır. Ben bu gidişimde yapamadım ama bir dahakine..

Soho‘da gece dolaşın ve karmaşaya karışın. Buckingham Palace‘ta nöbetçi askerlerin geçiş törenini izlemek zevkli. ve Londra’nın muhteşem parkları.. Green Park ve özellikle de Hyde Park favorim.

DSC_8760
Muhteşem Hyde Park – Londra Seyahat Rehberi

Çimenlere uzanıp keyifle kitabınızı okuyabilir ve dinlenebilirsiniz. Ama ondan önce Borough Market‘e uğrayıp lezzetli peynir ve ekmeklerden alın ve sandviçlerinizi hazırlayın derim. Nehir kıyısı boyunca South Bank‘te yürüyerek sokak gösterilerini izleyebilirsiniz. Benim gitmek isteyip de vakit bulamadığım şeyler arasında Greenwich ve Nothing Hill ziyaretleri, Charles Dickens ve Sherlock Holmes müzeleri var.

Hava durumu:

Ah.. Her şeyi güzel de bir de havası iyi olsaydı Londra’nın, tadından yenmeyecekti!

6-16 temmuz arasında gördüğüm en yüksek sıcaklık 18 derece oldu ve her gün, evet, her gün yağmur yağdı. Şemsiyeniz yanınızda değilse bile (ki böylesi daha güzel) oradan bir şemsiye edinmek zorunda kalacaksınız. Yağmurluğunuz olsa daha da iyi olur. O serin havada bile şort-askılı badi giyen kadınlarla aynı sokakta yürüyeceksiniz, onlara baktıkça da siz üşüyeceksiniz!

Dil ve insanlar:

British English’in bütün sevimliliği/iticiliği/komikliği/asilliği (artık siz nasıl hissediyorsanız) sizi bekliyor Londra’da. ben İngiliz aksanı sevmeyen bir insan olarak şehre adım attım ama aksanı severek ayrıldım kentten. Londra’da İngiliz bulmak biraz zor. Hindistan ve Pakistan başta olmak üzere pek çok ülkeden göç almış bir şehir Londra. Sokakta yürürken, alışveriş yaparken birbirinden farklı dilleri duyabilirsiniz.

Genel olarak insanlarını oldukça yardımsever ve kibar buldum.

İyi yolculuklar! Cheers!

Gezgin Martı

Prag Günlükleri – 1. Gün

CS Partisi, Gotik Sokaklar ve Pilsner Urquell TK 1767 sefer sayili Istanbul-Prag...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir