Perili, Tekinsiz, Garip… Bir Gece Ansızın Gidilesi 8 Yer

İçinde gizli bir zombi veyahut vampir yaşatan, karanlıktan hem korkan hem de onu tanımak isteyen gezginler, bu mekanlar bizi yürekten çağırıyor.

Bir gece ansızın (topluca tabi :p) gitsek mi? Hep süslü püslü yapılara, deniz kenarlarına gidip o müze senin bu konser benim dolaşmasak, biraz garip yerlere de yolumuzu düşürsek bence hiç fena olmaz, ne dersiniz?

Şimdi fona tüyler ürperten bir müzik koyun ve benle bu yolculuğa çıkın, haydi.

Bir Gece Ansızın Gelebilirim

1. AOKIGAHARA, İntihar Ormanı

orman2

Suicide Forest ya da Sea of Trees ismiyle anılan bu yer Japonya’da, Fuji dağı yakınlarında 35 metrekarelik alana yayılan gizemli bir orman.

Issız, büyük ormanlar zaten başlı başına ürkütücüdür ama 1950 yılından itibaren burada 500 kişinin intihar etmiş olması ve sağda solda insanın karşısına çıkan kuru kafalar, kemikler, eski eşyalar ormanı daha da korkunç hale getiriyor.

orman1

Ormanda “tekrar düşünün” “intihar etmeden önce polise danışın” türünden pek çok tabelalar asılıymış. İntihar oranı en yüksek yıl 78 kişiyle 2002. Söylenenlere göre ormancılar buldukları cesetleri istasyona taşır, gece onlarla birlikte uyurlarmış çünkü inançlarına göre eğer onları yalnız bırakırlarsa ölülerin hayaletleri sabaha dek çığlık atarlarmış!

Ormanda çekilmiş çok fazla fotoğraf var ama fazlasıyla grafik oldukları için onları burada yayınlamak istemedim, isteyenler buraya tıklayıp inceleyebilirler.

Bu orman bir pazar yürüyüşünü hak ediyor, değil mi?!

2. La isla de la Munecas

The Island of the Dolls. Bebekler Adası. Mexico City’nin güneyinde yer alan bu adada kimse yaşamıyor. Bu terk edilmiş adaya ziyarete gidenler her bir ağaca asılı duran garip oyuncak bebeklerin fotoğraflarını çekmişler. Sanki hepsi sessizce gelenleri izler gibiler!

Island-of-Dolls

Adanın hikayesi ise çok ilginç. 50 yıl önce Don Julian Santana isimli  bir adam eşini ve çocuklarını alıp bu adaya yerleşmiş. Bir gece kendisini küçük bir kız çocuğun hayaletinin ziyaret ettiğini iddia ediyor. Kızın cesedi kanalda, sular içinde sürükleniyormuş.

dolls2

Don Julian o günden sonra oyuncak bebek toplayıp bunları adanın her bir köşesine yerleştirmeye başlamış.

dolls23

Adada yetiştirdiği meyve ve sebzeleri bu bebeklerle takas edermiş. Ölene kadar bu işi yapmaya devam etmiş!

2001 yılında ölen Don Julian’ın bedenini kuzeni, hayaletini gördüğünü iddia ettiği kanalda bulmuş! Rivayetlere göre o günden beri adadaki bebekler kendi aralarında fısıldaşırlarmış!

Don Juan’ın çocuklarının bugünkü psikolojilerini, o dönemde bebeklerde oynayıp oynamadıklarını da çok merak ediyorum açıkçası!

3. Hunedoara (Hunyad) Kalesi, Transylvania

Vampir deyip de Dracula‘dan bahsetmemek olmaz, değil mi?

kale

Bram Stoker sayesinde ölümsüzleşen bu karakterin aslında 1456 yılında Osmanlılar’a esir düşen Kazıklı Voyvoda olduğu söylenir. Askerlere türlü türlü işkence eden Voyvoda’nın idam edildiği ama kara büyü ve simya teknikleri sayesinde ölümden dönüp vampir olarak hayatta kaldığı söylenir.

Kalesinde de çeşitli ruhlar cirit atarmış!

4. Edinburgh, İskoçya

isk

Edinburgh gidip iki gün kaldığım, gerçekten de perili olduğuna inan(dırıl)dığım şahane bir memleket. Okumak isteyenleri buraya alalım – > İskoçya: Uzak, Yabancı ve Güzel

5. Takakanonuma Eğlence Parkı, Japonya

Japonya’da var bir şeyler, farkındayım. Genelde sislerle kaplı olan bu terk edilmiş parkta her şey fazlasıyla garip ve gizemli görünüyor.

park

1973’te kurulan park sadece iki yıl açık kalmış. Rivayetlere göre parkın içinde yaşanan ölümler parkın kapanmasına sebep olmuş.

park2

1986’da yeniden açılan park bir yıl içinde yine aynı söylentiler sebebiyle kapatılmış!

images

Buraya da sisli bir sabah gezi düzenlemek fena fikir olmaz sanki, hı?

6. The Sedlec Ossuary, Çek Cumhuriyeti

Sedlec köyünde yer alan bu Roma Katolik Şapeli’nden tırsmak için hayalet hikayelerine hiç gerek yok zira şapelin dekorasyonu başlı başına korku filmi setini aratmıyor.

kilise2

60 bin insanın iskeletinin kullanıldığı bu şapelde dua etmek, dev avizeye bakıp da içimizden Sia’nın Chandelier’ini mırıldamak nasıl olurdu acaba?

kilise3

1278 yılından bu yana kutsal olduğuna inanılan mezarlıkta zamanla kemiklerden kıpırdayacak yer kalmayınca Frantisek Rint isimli bir oduncunun aklına kemikleri kullanıp dekorasyon yapma, böylece yeni ölüleri gömebilmek için yer kazanma fikri gelmiş!

kilisee

Hay aklıyla bin yaşasın!

7. Boon Island Deniz Feneri

Amerika’nın Maine eyaleti açıklarındaki minik adacık olan Boon Island’ta bir fener var. 210 metrelik bu fenerin tarihi 1710 yılına kadar gidiyor.

light

Söylenenlere göre Nottingham Galley isimli bir gemi buraya vurmuş ve gemi mürettabatı kurtarılmayı beklerken delirip birbirilerini yemişler. 18. yüz yılda da fenerde yaşayan çalışanın adadan kaçıp karısını orada bıraktığı, kadının da delirdiği rivayet ediliyor.

Stephen King‘in memleketinin de Maine olduğunu ve hikayelerinin bir çoğunun orada geçtiğini hatırlatayım!

8. TÜRKİYE, the ultimate haunted country of all times.

Ve en tekinsiz, garip yeri sona sakladım.

images (1)

Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın demiş Albert Camus.

Her gün bir başka garip kavganın, karmaşanın, saldırının olduğu memleketimde ölen ölene. Kocaları, ağabeyleri tarafından öldürülen kadınların, idam edilen, hapishanelerde sorgu altında öldürülen gençlerin, valinin azarladığı ve kalp krizinden ölen öğretmenlerin, ekmek almak için sokağa çıkıp da polis kurşunuyla ölen çocukların hayaletleri dolaşıyor her sokakta, her kaldırım köşesinde, her ilin her evinde!

En kötüsü de hepsine alışmış olmamız gerçeği. Perili, tekinsiz, garip ülkenin aynı sıfatlı gezginleriyiz, dolayısıyla hiçbir şeyden korkumuz yok!

turkey

Bir gece ansızın her yere gidebiliriz. Bekleyin bizi.

Gezgin Martı

Kedi Canını Senin!

Bir Gladyatör Kediyle Buluşma Bir kaç gün önce Colosseum‘daydım. -Söylemesi çok fiyakalı,...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir