Interrail 10 Yıl Önce 10 Yıl Sonra

sihirli bir  interrail yolculuğu 2007 – 2017

7/7/2007 – 7/7/2017 🙏

Matematikle aram hiç iyi olmadı aslında ama rakamları severim. Tam 10 yıl önce 7 Temmuz 2007’de interrail yapmak üzere tek başıma yola çıkarken numerolojiye pek dikkat etmemişim şimdi olduğu gibi. Şöyle yazmışım sadece gezi günlüğüme:

Ne heyecan!

O zamanlar gezi blogları tek tüktü, bilgi edinmek için Bir Bilet Al kitabını almış, itinayla okumuştum. Facebook vardı ama ben üye olmamıştım henüz. Bütün fotoğraflarım Couchsurfing’teydi. Akıllı telefonlar yoktu, Nokia 3210’uma güveniyordum. Ailemle haberleşmek için de telefon kartları alıp telefon kulübelerinden aramayı planlamıştım ki öyle de oldu gezi sürem boyunca. Gezi günlüğüm dışında yanımda notlarımı aldığım minik bir defter ve kalemlerim vardı. Ve bir dijital fotoğraf makinası.

Çantam, Push Push‘umu nisan ayında İstanbul’dan almıştım. İlk yol, ilk heyecan.. Seyehat çantası hazırlamayı bilmiyoruz tabi daha! Ne çok giysi koymuşum içine. Kot pantolonlar, gereksiz yere kocaman ve kalın bir havlu, fazladan giysiler.. Şimdi komik geliyor hepsi.

Uzunköprü’den trene bindim. Ten başıma. Annem arkamdan su attı. 😍 Eller sallandı. Heyecan dorukta. Dilini bilmediğim ülkelere gidiyorum, üstelik kalacak yerim bile belli değil, Couchsurfing’ten kimi bulursam! O kadar rahatım, öylesine güveniyorum şansıma!

Gerçekten de gezi günlüğümün ilk sayfasına yazdığım dilek gerçek oldu. 22 boyunca şans hep benimleydi.

Daha trende gezginlerle tanıştım ve 9 gün inanılmaz keyifli bir yolculuk yaptık. Selanik’te tren istasyonunda sabahladık, Atina’da parkta yattık. 22 saat sürecek olan gemi yolculuğu yapmak üzere Patras’ya gittiğimizde sabah bir cafede sabahladık. Cafe çalışanı Alex bize kekler, kahveler ısmarladı. Halimize acıdı sanırım.

Partas’ya giden tren gecenin köründe bozuldu.  Tarlaların ortasında, kapkaranlık bir ortamda bir saat bekledik. Trende garip tipler vardı ve kimse herhangi bir açıklama yapmıyordu. Yapsa da zaten Yunanca, anlamıyoruz! Tırsınç bir atmosferdi.  Zihnimi boşaltmak için yanıma aldığım ve hiç okuyamadığım İhsan Oktay Anar kitabını açtım: Efrasiyabın Hikayeleri. İlk cümlesi şöyleydi kitabın: “Çok değil, bundan otuz yıl kadar önce, Anadolu’nun orta yerindeki bir kasabada, kestiği raconla nam salmış bir kabadayı vardı. İşte bu külhanbeyi bir gün ensesinde ölümün soğuk nefesini hisseder. Ölmekten korktuğu için ölüm meleğine bir teklifte bulunur.

Kapağı kapadım ve eve dönene dek bir daha açmadım!

Patras’ya zaten erken gelmiş, bir cafede zaman öldürmüş, sağda solda uyumuştuk. Geminin kalkmasına iki saat kala da çantaları alıp sahilde beklemeye karar vermiştik. Hiç unutamam, o yaz 43 dereceydi! Meğer bizim gemi iki saat sonra değil 10 dakika sonra kalkıyormuş! Ve ben 10 dakikada, o korkunç güneş altında, sırtımda 13 kilo Push Push, önümde çantam, iki elimde marketten aldığımız su, ekmek, peynir, kraker dolu poşetlerle gemiyi yakalamak için koştum! At yarışlarındaki atlar gibi!

Gemiye bindikten sonraki halim içler acısıydı. Tişörtümü çıkarıp suyunu sıktım, o kadar!

Trajikomik bir anı!

Bindiğim ilk büyük gemi.. Interrail biletimiz olduğu için sadece 30 euro ek ücret ödemişiz, kamaramız yok ama geminin her şeyinden yararlanıyoruz. Uyku tulumlarımızla kapalı güvertede yatıyoruz. Duş, cafeler, casinolar, barlar.. Şahaneydi.

Ömrümün İlk Roma Akşamı

Sonra İtalya.. Ömrümün ilk Roma akşamı.. İtalya’da Couchsurfing yapacaktım ama trende tanıştığım arkadaşlarımdan ayrılamayınca ve 3 kişiyi de kimse ağırlamak istemeyince Couchsurfer arkadaşlarla dışarıda buluşmuş, biz de Termini’de bir hostelda kalmıştık. Hostel sahibi bize lazanya yapmıştı. Termini sokaklarında gece şarkılar söyleyip, çeşme başlarında durup suya atılan paraları toplamaya bile kalkışmıştık!

Roma‘da İspanyol Merdivenleri’nde buluştuğum Diego ve Elisa ile daha sonra her Roma’ya gidişimde de buluştuk. Ritüel gibi bir şey oldu. Yalnız son gidişimde (Mayıs 2017) ikisi de şehirden taşınmıştı. Ritüel seven duygusal Martı bu işe çok bozuldu tabi ama çaktırmamaya çalıştı!

Roma müthişti. Roma’ya aşık oldum. İlk görüşte aşk! Öyle böyle değil! İspanyol Merdivenleri’nde halay çektik, sokaklarda şarkılar söyledik, dondurma ve pizza yerken kafayı yedik falan filan. Büyülüydü.

Roma’dan internet cafede tanıştığım (Evet, Couchsurfing ve arkadaşlarıma e-mail atmak için her şehirde internet cafe bulurdum önce) bir Türk arkadaş ile Floransa’ya gittik. Pisa kulesini düşmekten kurtardık. Diğer arkadaşlarım Milano’ya gitmişlerdi. Gece, 14 Temmuz 2017, telefon ettik birbirimize. Aramızda şöyle enteresna bir diyalog geçti.

– Nerede buluşalım?

– (Elde haritaya bakıyoruz) Hmmm… Venedik’te bululaşım mı? Gece treni var.

– Tamam, biz de buradan binelim. Venedik’te görüşmek üzere..

Sabaha karşı, 15 Temmuz 2007’de daha güneş doğmamışken Venedik‘teydim. Doğum günümdü. Vaporettolara binip şehri turladık. San Marco Meydanı‘nda şarkılar söyledik yine. 23. yaşımı Venedik’te bıraktım. Şahaneydi.

Paris’te 10 Gün

Sonrası Fransa.. Apayrı bir macera.. Marsilya’dan sonra Paris. Gare de Lyon Paris’te geldiğim ilk yer oldu. Oradan Villiers’e geçip Cafe Monceau’da ev sahibim Rozen’i bekledim. Buluştuk ve üç günü oun stüdyo dairesinde geçirdim.

Amacım Paris’ten sonra yukarılara çıkmaktı ama Couchsurfing’in Paris grubuna girip şöyle bir mesaj yazdım.

“Merhaba, ben Özlem, şu an Paris’teyim, görüşmek isteyen olursa telim..”

Jana’dan mesaj geldi. “Bu akşam Paris-Rendez-Vous etkinliğinin partisi var. Gel sen de. Beni kızıl at kuyruğumdan tanıyabilirsin. Fotoğrafçıyım. Berlin’den geliyorum” diyordu mesaj. Gittim. Ve benim 3 günlük Paris maceram 10 güne çıktı!

O gece dünyanın en güzel insanlarıyla tanıştım. Meğer bu etkinlik için CS ekibi bir yıldır uğraşıyormuş. Partiler, oyunlar, karaoke geceleri, piknikler.. Dünyanın bir ucundan insanlar gelmiş. Brezilya, Meksika, ABD, Finlandiya, Hawaii.. Tek Türk bendim. O gün öyle eğlendik ki.. Tanıştığım İtalyan asıllı bir Fransız kadın beni evine davet etti. Başkaları da kalıyor ama sne de gel, gitme Paris’ten dedi. Dinledim Ilenia’yı. Hawaii, Finlandiya, Kanada’dan insanlarla beraber kaldık. Onlara Türk kahvaltısı hazırladım, dolma yaptım. Müthiş bir bir haftaydı. Ayrılırken ağladık. Hala fotoğraflara bakar hüzünle gülümserim.

O evde fotoğraf makinamı unuttum! 1 hafta sonra eve döndüm ve Ilenia makinamı getirmek bahanesiyle Türkiye’ye uçtu ve Edirne’ye geldi! Aramızdaki bağ bu kadar güçlüydü işte!

Paris’ten ayrılmak kolay olmadı ama biletimin süresi azalıyordu, gitmeliydim. Oradan Brüksel’e, oradan da Hollanda’ya geçtim. Türkiye’de tanıştığım Hollandalı bir arkadaşımın Lahey’deki evinde kaldım. Amsterdam’ı gezdik. Nehirde bot parasını ödemeye kalkınca Ne yapıyorsun Robert? dedim. Türk misafirperverliğini taklit ediyorum dedi!

Hollanda’da geçen şahane günlerden sonra ALmanya’ya gidip yine CS sayesinde bir öğrenci evinde kaldım. Çılgın gençler beni de yanlarında sürüklediler. 24 saattir uyumayan yorgun bir interrail bünyesi, üstelik sabah 6’da uçağa binip memleketine dönecek, gittiği 4. barda onca gürültüye rağmen uyuyakaldı! Beni uyandırmadan önce ne gülmüşlerdir, kim bilir!

Gezim dönüşümde şu videoları hazırladım:

İlk Bölüm

İkinci Bölüm

Ve Gezgin Martı için ilk yazımı yazdım!

The rest is the history..

Şimdi 10 yıl olduğuna inanamıyorum ve şükrediyorum. Bu geziye çıktığım için, yalnız gezdiğim için, bu kadar iyi insanlarla karşılaştığım için, teknoloji bu kadar çılgınlaşmamışken gezdiğim için, her anı doyasıya yaşadığım için şükrediyorum.

Back to the Future’da Marty’nin yaptığı gibi ben de zihnimde zaman yolculuğu yapıyor, gidip kendi kulağıma “Aferin” diye fısıldıyorum. “Hayallerin gerçek oluyor bir bir ileride, hiç merak etme.”

O insanları özlüyorum. Anılarımı özlüyorum. Ne yapayım, ben de böyleyim işte. Duygusal bir yengeç; sihre, büyüye inanan, mottosu Carpe Diem, anı biriktirmekle uğraşan.

10 yıl sonraki halim de gelip bana fısıldayacak mı acaba bugün, merak ediyorum. Martı beklemede.

 

 

Etiketler
Gezgin Martı

Nasıl Geçti Habersiz?

… o güzelim 2013 yazı? Bazen Alpler’de bir tren yolculuğu oldu (Bkz: Bernina...
Devamını Oku

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir