Gitmek Üstüne

Şehir Romantiği ve Gezgin

252506_10150204313881429_552851428_7347195_4053629_n
Buket Uzuner ve Gezgin Martı: İflah olmaz şehir romantikleri

Gitmek. Bir hançeri inceltip Okyanusa daldırmak isteği*

Uzun zaman önceydi. O zamanlar çok sevdigim bir yazarın gezilerini anlattığı kitabını satın almış, keyifle okumaya koyulmuştum. Kapakta yazarın kendi resmi vardı, bir sandalyede oturmuş keyifle gülümsüyor, rahat ve kendine güvenen görüntüsü insanı cezbediyordu. Anlıyordum, gitmek böyle bir şeydi; her şeyi her an bırakabilme özgürlüğünü edinmişlik, her zaman anlatacak bir hikayeye sahip olan insanlardan biri olmak… ve beraberinde gelen yalnızlığı, yenilikleri, farklılıkları kabul etmek. Gitmek: Hep arayışta olanların en sevdiği kelime ve eylem.

Yazarın anlattığına göre gitmeyi seçen insanlar ya Şehir Romantiği oluyorlardı ya da Gezgin. Gezginler, korkusuzca kendilerini uzun-uzak yollara atan, geri dönmeyi düşünmeyen, ardından bıraktıklarını fazla özlemeyen, her yere ve koşula uyum sağlayan insanlardı, Şehir Romantikleri ise hiç bir zaman temelli gidemeyen, geride ne bıraktıysa özlemini çeken, mutlaka bir gün geldiği yere geri dönen insanlar.

O zaman karar vermiştim bir gezginden çok şehir romantiği olduğumu, çünkü ben de içinde yaşadığım, büyüdüğüm kentlere sımsıkı bağlanan biriydim ve hiç bir şeyi unutmaya eğilimli değildim.

Gitmek bana sihirli bir şey gibi gelmiştir hep. Gezerek hayatını kazanan insanları gıptayla izlerim, haritalar en sevdiğim kitaplar arasındadır. Başka coğrafyada olan biten her şey ilgimi çeker. Başka, faklı kültürler, farklı binalar, farklı inanışlar ve bütün o başka diller bana çok gizemli gelir. Hepsini görmek / bilmek / öğrenmek isterim. İçimdeki “keşfetme” duygusu beni hep hayal kurmaya iter. Kurduğum hayallerde dünyanın her yerinden hikayeler toplayan biri olur, kendi öznel atlasımı oluştururum.

Yolculuk, her zaman düşündüm onu; İçimde bu azgın davet ne demek? **

Sanılır ki gezginler çok korkusuz insanlardır. Bense onların sadece cesur olduklarını düşünenlerdenim. Korkusuz, çekingesiz gitmek olmaz. Önemli olan insanın içindeki şüpheler ile, küçük ya da büyük korkular ile yollara çıkması, kendi ile hesaplaşmasıdır. İnsan hep kendini arar “başka” larda ve kendi içindekilerle karşılaştır onu yollar. Ne gerekir gitmek için? Çokça hayal gücü, sonra cesaret, keşfetme arzusu, biraz uyum yeteneği, sevecenlik ve kim bilir daha neler. İnsan en çok gitmek için bahaneler uydurur.

Yıllar geçti. Bir de baktım ki ben hayallerini tek tek gerçekleştiren birine dönüşüverdim. Hatta Buket Uzuner ile tanıştım, buluştum, güzel sohbetler etme şansı edindim. 10 yıl önceki Martı’ya kocaman bir öpücük gönderdik birlikte.

Bir gün düşerse sizin de içinize gitmek ateşi, değişik hikayeler aramaya başlarsanız, yandınız! Yollara düşme zamanınız yakındır demektir ve orada kendinizle karşılaşırsınız!

* Ahmet Telli / Gitmek ** Necip Fazıl / Yolculuk Yazar ve kitabı: Buket Uzuner / Bir Şehir Romantiğinin Günlüğü

Etiketler
Gezgin Martı

İskoçya: Uzak, Yabancı ve Güzel

İskoçya’yı nasıl bilirsiniz? “Edinburgh is a great big bastard of a city...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir