Gezen Tohumlar

sez3

Seval Ebru Yıldız ve Sezgin Sarı. Hayat dolu, pırıl pırıl, doğa ve seyahat tutkunu bir genç çift.

Birini yıllardır tanıyorum, diğerini ise yeni tanıdım ve çok sevdim. Geçen günlerde yolları Edirne’ye, hem de benim evimin balkonuna düşüverince birlikte çok güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Bana projelerini, tutkularını, hikayelerini anlattılar, isterim ki siz de dinleyin ve benim gibi ilham alın. (Pazartesi sendromu eşliğinde okursanız içinizde bir yerlerde kendinize bir karavan alıp yollara çıkma dürtüsü oluşabilir, sorumluluk kabul etmiyorum ey okur!)

Nasıl ve nerede tanıştınız? diye soruyorum bu güzel çifte.

Babylon Soundgarden Festivali’nde diyor Sezgin ve ekliyor, sen de oradaydın.

Evet, oradaydım. Tadından yenmez bir festivaldi. Çimenlere yayılmış Oi Va Voi, Büyük Ev Ablıkada ve The Parov Stelar Band dinlemiştik. Ben standtan standa koşar, fotoğraflar çekerken Sezgin ve Ebru birbirlerini bulmuş meğer orada. Festivalin akabinde de yollarda buluşmuşlar, Hakkari’ye, Fethiye’ye gitmişler, kendilerini Likya Yolu’nda bulmuşlar.

2013 yazında hayatlarını birleştirmeye karar verdiklerinde ben de oradaydım  ve size temin ederim ki bu güzel çiftin akıbeti daha o zaman, düğün şekeri olarak misafirlere dağıttıkları kurabiyelerden belliydi. İyi ki de öyleydi.

sezsek

Ebru ve Sezgin daha tanıştıkları zaman birlikte uzun bir yolculuğa çıkmaya karar vermişler ve son iki yıllarını birikim yaparak ve seyahatlerini planlayarak geçirmişler.

“Yolculuğa çıkmaya karar verip, birikim yapmaya başlamamızın üzerinden yaklaşık 2 yıl geçti. İşlerimizden ayrılmamızdan beri yaklaşık 3 ay, evimizi kapamamızdan beri de yaklaşık 1 ay oldu. Ancak “son hazırlıklar” aşaması hala bitmedi, belki de bitmeyecek bir süreç. Sırt çantamızı hazırlayıp, tatile çıkar gibi bu yolculuğa çıkamayacağımızı biliyorduk ancak bu kadar da uzun bir süreç olacağını da tahmin etmemiştik doğrusu. Artık yola çıkmak ve oto-sanayi sitelerinden doğaya uzanacağımız günler için sabırsızlıkla gün sayıyoruz.”  diyorlar.

sez2

Beni ziyarete geldiklerinde yanlarında şirin mi şirin bir araç vardı. Bir eko van.Aslında ilk hedefleri bisikletle yola çıkmakmış ama bir takım sağlık sorunları buna engel olmuş. Arabayla seyahatin ekolojik olmadığını düşündükleri için o seçeneği baştan elemişler. Bir ara ata binmeyi bile düşünecek kadar çılgın hayalleri bile olmuş çiftin (Latin Amerika’da böyle atla seyahat eden bir çift var diyor Ebru) ama nihayetinde, biraz zorlu bir süreç de olsa (karavanların pahalı olması, aldıkları ikinci el aracın tamir süreci, uçuk sigorta ücretleri, vb.) kendilerine uygun bir karavan bulmayı becerebilmişler.

sez4

Ebru ve Sezgin’in karavanları sadece şirin değil, aynı zamanda ekolojik de. Sürdürülebilir bir yaşam umuduyla, hem yakıtımızı hem de elektriğimizi mümkün olduğunca yenilebilir kaynaklardan elde edeceğiz diyorlar. Yolculukları boyunca fosil yakıtlar yerine atık bitkisel yağları kullanıyor olacaklar.

(Mutfağınızdaki kullanılmış yağları çöpe atmaya niyetlenmeden önce bir kez daha düşünün lütfen!)

Ebru ve Sezgin sadece birlikte dünyayı dolaşmak için değil, aynı zamanda anlamlı bir proje için de böyle bir yolculuğa çıkmaya karar vermişler.

sez1

Nedir bu Gezen Tohumlar projesi? diyorum.

Gezen Tohumlar (Seeds on Wheels), atık yağ ile çalışan ve elektriğini kendi üreten bir karavanla , ekolojik yaşama dair bilgi ve deneyim toplayıp, edindiğimiz fikir tohumlarını paylaşarak çoğaltmak için başlattığımız bir seyahat projesi  diyorlar.

Sizi bu yolculuğa, bu projeye iten şey ne? diye sorduğumda ise iklim değişikliğinden, ormansızlaşmadan, biyo çeşitliliğin azalmasından ve GDO’dan -haklı olarak- dem vuruyorlar.

Proje kapsamında nerelere gideceksiniz? diye soruyorum.

Rotaları inanılmaz. İran, Pakistan, Moğolistan, Kırgızistan, Çin, Gürcistan, Ermenistan, Myanmar, Tayland, Hindistan, Vietman, Endonezya ve Bangladeş’ten bahsediyorlar.

auroville2

Hindistan ve Tayland’ta ekolojik çiftlikler oldukça fazla diyor Ebru. En büyük hayallerinden biri Hindistan’ın güneyindeki ünlü Auroville‘e gidip oradaki yaşamı deneyimlemek. 1968 yılında, 124 farklı ülkeden gelen çevreci, barışçıl insanlarla birlikte “The Mother” Mirra Alfassa tarafından kurulan bu bölgede para kullanılmıyor. Merkezinde büyük bir küre bulunuyor. Şehirdeki bazı topluluklar sadece rüzgar ve güneş enerjisi kullanıyorlar. 150’den fazla ev enerji ihtiyacını sadece fotovoltaik panallerle karşılıyor. Şehirde sigara içmek yasak. (Ebru ve Sezgin’i tüm bunlar içinde endişelendiren tek şey de bu!)

Peki Türkiye’deki ekolojik çalışmalar ne alemde? diye soruyorum ve içimi rahatlatan yanıtlar alıyorum onlardan.

Türkiye’de de ekolojik çiftlikler ve bireysel çalışmalar gittikçe artıyor diyor Sezgin. Seferihisar, İzmir ve Çanakkale’de güzel örnekler olduğunu söylüyor. Ekolojik tarım sertifikasyonlarının yaygınlaştığından ve Buğday Derneği‘nin ve Permakültür Araştırma Enstitüsü‘nün güzel çalışmalarından bahsediyorlar.

sez5

Aileleriniz bu işe nasıl bakıyor? diye sorduğumda farklı yanıtlar alıyorum.

Ebru, çocukluğundan beri zaten ekolojik bir hayatın içinde olduğundan bahsediyor. Hiç otelde tatil yapmadığını, karavan ve çadırda kaldığını söylüyor. Ailesinin evde teflon ve metal kaplar kullanmadığını, testi kaplarda yemek yaptıklarını dile getiriyor. Ebru’nun babasının 55 yaşında, 5 ay bisikletle yolculuk yaptığını, Balıkesir’den Mersin’e, oradan da Kıbrıs’a gidip geri döndüğünü öğreniyorum. Sezgin’in ailesi ile çiftin yolculuklarına daha farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Yol güvenliği ve gidecekleri yerler konusunda bir takım endişeleri var ve tüm bu ekolojik yaşam ve buğdayların çoğaltılması, yaygınlaştırılması, vb. konulara biraz mesafeli yaklaşıyorlar. Onlar da ben de zamanla bu endişelerinin kaybolacağına inanıyoruz.

“İkimizden de yaşlı bir karavanla, yolların, hayallerin ve hayatın götürdüğü yere gidiyoruz.” diyen bu çifte size nasıl destek olabiliriz? dediğimde sitelerinde bulunan bağış kampanyasından bahsediyorlar. Bağış yapan destekçilerine gittikleri yerlerden kartpostallar gönderecekler.

Ebru ve Sezgin seyahatlerinden döndükten sonra sürdürülebilir yaşam hakkında eğitim vermeyi düşünüyorlar. Anlatacaklarını dinlemek ve okumak için şimdiden sabırsızlanıyorum.

İyi yolculuklar Gezen Tohumlar, yolunuz açık, şansınız bol olsun.

Gezgin Martı

Gökyüzünde Asılı Duran Kent Meteora

“Bre bizi aşağı indirin!” Sıcak bir ekim günü. Ata topraklarında, Yunanistan‘dayım. Selanik,...
Devamını Oku

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir