Bir Başka Ülke, Bir Başka Deniz

İskenderiye: Bir Şiirin Peşinde

 

İnsan bir şehri tek bir şiir yüzünden sevebilir mi? O şiire olan tutkusu onu kendi memleketinden, yaşadığı şehirden binlerce kilometre uzağa, şiirde anlatılan kente sürükleyebilir mi? Benim başıma gelen aynen bu işte!

İskenderiye

Konstantin Kavafis‘in doğduğu, ünlü Şehir‘ini yazdığı yer burası: İskenderiye. Afrika kıtasından Akdeniz’i selamlayan, yollarında palmiye ağaçlarının dizili olduğu, sokakları toz kokan, kalabalık ve kirli, çöle kıyısı olan bir liman kenti..* Yaşlı ozan, ömrünün kara yıkıntılarına bakarak bundan daha iyi bir deniz, bundan daha iyi bir ülke bulunabileceğini söylüyor ünlü dizelerinde ;

“Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim,” dedin,
“bundan daha iyi başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
boşuna bunca yıl tükettiğim ülkede.”

Büyük İskender ve Şehrin Harikaları

Kavafis’ten çok önceleri bir başka şehir aşığı, Makedonya’dan Hindistan’a kadar imparatorluklar kuran ünlü komutan Büyük İskender gelmiş bu topraklara. Milat öncesinde 332 yılını gösteriyormuş takvimler. Şehirleri ve şehir kurmayı çok seven III. Alexander adım attığı bu yeni toprağa da tıpkı karşı kıyıdaki komşusu İskenderun’a yaptığı gibi kendi ismini vermiş.

Mısırlıların sevgisini kazanan ve Firavun lakabı alan İskeder Kleopatra’yı burada tanımış. Dev surlarla çevrelenen kente pazarlar kurmuş. Böylece zengin, pek çok kültürün bir arada yaşadığı bir ticaret kenti, Akdeniz görünümlü bir Afrika şehrine dönüşmüş İskenderiye.

İskender’in ölümünden sonra da şehri genişletmeye devam eden mimarlar Pharos adasını da merkeze bağlayarak bambaşka bir görünüm vermişler kente. Bu göz alıcı tapınaklar ve saraylar kentinin işte tam da bu ada üzerinde yer alan ünlü bir deniz feneri varmış. Efsanelere göre deniz fenerinin ışığı düşman gemilerini yakar, şehre ulaşmalarını engellermiş. Akdeniz’de yol alan gemilere yol göstermek için inşa edilen, dünyanın en büyük deniz feneri olduğu iddia edilen, kat kat kulelerden oluşan, yaklaşık 140 metre yüklekliğindeki İskenderiye Feneri o kadar görkemliymiş ki Antipater bu mermer yapının adını dünyanın harikaları arasına yazarak ölümsüzleştirmiş.

Bugün kullandığımız fener, far gibi sözcüklerin fenerin bulunduğu Pharos (faros) adasınından geldiği söyleniyor.

İskenderiye Feneri'nin bulunduğu yerde bir Mısırlı kız çocuğu Foto: Tarık Aslan
İskenderiye Feneri’nin bulunduğu yerde bir Mısırlı kız çocuğu Foto: Tarık Aslan

Milattan sonra 14.yüzyılda gerçekleşen bir depremle yok olan deniz fenerinin olduğu noktada bugün Memlük sultanı Kayıtbay’ın 1477’de inşa ettirdiği Kayıtbay Kalesi bulunuyor. Kalenin yapılışında fenerden kalan sağlam parçaların kullanıldığı rivayet edilir.

Zamanında İskenderiye’yi eşşiz kılan tek şey görkemli feneri değildi elbette. İskenderiye Kütüphanesi bugün bile dilden dile dolaşır. Milattan Önce 47 yılında içindeki efsanevi, gizemli papirüsleriyle birlikte yanarak yok olan bu dev kitaplıkta rivayetlere göre bir milyon kitap bulunuyormuş. Bugün, yok olan bu kütüphanenin yerinde modern bir yapı yükseliyor. Yine bir kütüphane ve yine çok güzel. 2002 yılında yapımı tamamlanan bu kütüphanenin dış duvarlarında dünyanın bütün dillerinin alfabeleri yazılı. İçinde bir konferans salonu, üç müze, dört sanat galerisi, bir planetaryum ve bir elyazısı restorasyon laboratuvarı içeren bu modern İskenderiye Kütüphanesi’ni -Bayram dolayısıyla kapalı olduğundan- ben gezemedim ama bahçesinde dolaşmak, ona dışarıdan bakmak bile heyecan vericiydi. Ayrıca söylemeden geçmemek gerek, her yıl, eski İskenderiye Kütüphanesi’nin yakıldığı gün olduğuna inanılan 26 Aralık Dünya Sahaflar Günü olarak kutlanır.

Alexandria’da Bugün

Tarihin bu ilk metropolünün izlerini bugünkü şehrin sokaklarında bulmak çok zor. 1950’lerin sonunda Durrell’in Justine‘de** dedigi gibi Sinekler ve dilenciler, onların elinde kent bugün – bir de bu ikisi arasında bir yerde varlıklarını sürdürenlerin.

İskenderiye “Başka şehir yok”

İnsan düşünmeden edemiyor, nerede bu bahsi geçen büyülü kent ve Kavafis’in dizelerinde yankılanan melankoli? Neden sokaklarında insanlar amaçsızca dolaşıyorlar? Niçin şehirlerini görmeye gelen ziyaretçilerini hoş karşılamıyorlar? (Turist kalabalığının peşini bırakmayan, onlardan para dilenen ve rahatsız eden büyük çoğunluktan bahsediyorum) Neden sokak aralarındaki binalar yıkılmak üzere?

Sanki bütün şehir uykuda. Binlerce yılın yorgunluğunu var gibi üstlerinde. Sanki kimsenin canı hiçbir şey yapmak istemiyor. Sanki deniz yok da sadece büyük, mavi bir su, bir serap orada yaşayanlar için. Belki de kentin yorgunluğu bu. Belki zamanın getirdiği bir şey, olması gereken bu.

Kral Faruk’un 365 adet odası bulunan sarayının bahçesinden Akdeniz’e bakıyorum. Yağmur yağıyor. Mısır’da yıl boyunca en çok üç, bilemedin beş kez yağmur yağarmış ve ben bu yağmura denk geliyorum. Mutluluk kaynağı.

Kavafis de böyle hissediyordu herhalde. Bu şehri hem seviyor hem de içten içe nefret ediyordu. Hem bırakmak, kaçıp gitmek istiyor hem de özlediği bu kente sürekli geri dönmek istiyordu. Kavafis’in arada bir İskenderiye’den kaçıp bir süreliğine sığındığı kentlerden birisi de İstanbul‘dur! Kendisi Istanbul’da ozamanlarki ismi Nihori olan Yeniköy’de üç sene yaşamış, sonra yine İskenderiye’sine dönmüştür, çünkü:

Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda

dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma-
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok.
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.

Yazıya müzikli not: Ezginin Günlüğü – Şehir

* Çöl Daha İyi, Yılmaz Erdoğan
** İskenderiye Dörtlüsü 1 (Justine), Lawrence Duurell
“Şehir”, Konstantin Kavafis,
Çeviri: Cevat Çapan

Gezgin Martı

Llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwllllantysiliogogogoch

Yukarıda okuduğunuz (okumaya çalıştığınız mı demeliydim?) kelime bilgisayarınızı ele geçiren küçük bir...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir