Besame Mucho: Bir Şarkı Kader Gibi Peşimde

Bir şarkı benle dünyayı dolaşıyor!

IMG_1128

Bazı şeyler vardır ki peşinizi bırakmaz, nereye gitseniz sizi takip eder, adeta kaderiniz olmuştur. Benim kader gibi peşimde koşan şey ise bir şarkı: Besame Mucho.

Murathan Mungan’ın otobiyografik hikayelerinden oluşan kitabı Paranın Cinleri’ni okuyanlar hatırlayacaklardır: Kitabın bir bölümünde Mungan bir şarkıdan bahseder (Mehtapsız Gecelerde Hep Seni Andım). Bu şarkı onun için özel bir anlam ifade etmektedir ve nereye gitse, en absürt durumlarda bile bir yerlerde bu şarkının çaldığını işitir ve Bir şarkı kader gibi peşimde diye anlatır bu ilginç olayı.

DSC_0009
Besame Mucho

Besame Mucho’yu ilk kez dostum Melike sayesinde dinlemiştim. Bana şarkıyı yolladığı gün canım hayli sıkkındı ve hiçbir şey yapmak istemediğim o ruh hallerinden birine girmiştim. E-postamdan yayılarak son hızla odamı dolduran İspanyol ezgisi ve sözcükleri bir anda içimi ısıtmış, beni mutlu etmeyi başarmıştı. O gün itibarıyla en sevdiğim şarkılar listesinin zirvesine yerleşen Besame Mucho’yu ne zaman dinlesem gülümsemekten başka bir şey yapamaz hale gelecektim.

Besame Mucho Herkesin Dilinde

Kelime anlamı Çok öp beni / Kiss me a lot olan şarkının bestecisi Consuelo Velazquez şarkıyı 1940 yılında bestelediğinde yalnızca on altı yaşındaymış. Şarkıyı yazdığında henüz hiç öpüşmediğini söyleyen Velazquez’in bu muhteşem bestesi yetmiş yıldır herkesin dilinde.

Beatles’tan Placebo’ya, Elvis Presley’den filarmoni orkestralarına kadar pek çok ünlü ismin yeniden yorumladığı şarkı beni ilk kez ne zaman takip etmeye başladı, şu an emin olamıyorum ama Kahire’de bir gece, Nil üzerindeki gemide Arapça şarkılar söyleyen oryantalist müzisyenlerin ansızın Besame Mucho çalmaya başladıklarını ve benim yanımdaki arkadaşım Melek’e Sen de duyuyor musun bunu? diye şaşkınlıkla sorduğumu gayet net anımsıyorum. Bir yıl sonra, Prag’ta sokakta dolaşırken girdiğim minik hediyelik eşya dükkanında ansızın bu şarkının çalmaya başlamasını ve yine Prag’ta katıldığım bir seminerden arkadaşlarla gittiğimiz restoranda yanımıza gelen müzisyenlerin başımda dikilip yine pat diye keman ve akordeon eşliğinde Besame Mucho çalmaya başlamasını da…

Hollanda’da, Lahey’de evinde kaldığım fakat Besame Mucho tutkumu ve hikayelerimi kesinlikle bilmeyen arkadaşım Robert’ın piyano başına geçip Sana bir şarkı çalayım, bunu yıllardır çalmamıştım, deneyeceğim diyerek Besame Mucho çalmaya başlamasını, Paris’te tek başıma yolumu bulmaya çalışırken müzik dinlediğini fark etmediğim, adres sormak için yanına gittiğim gencin müzik çalarından yükselen aynı tınılarını, Venedik’te, San Marco Meydanı’nda, sabahın beşinde bağıra bağıra besame mucho como si fuera esta noche la última vez diyerek dans eden sarhoş ve sevimli turist kalabalığını ve Patra’da beni İtalya’ya götürecek olan gemiyi beklerken sabahladığım bir liman cafesinde gecenin üçünde, içeri girer girmez.. Ne olduğunu tahmin ediyorsunuzdur artık!

Olay sadece yurt dışı ile sınırlı değil elbette. Türkiye‘de ne zaman bir yere gitsem, ayağımı bir cafeye sürsem, ansızın bu şarkı çalmaya başlıyor. Hem de her seferinde daha önce hiç duymadığım, dinlemediğim, bambaşka cover halleriyle. Sokakta, metro istasyonlarında, otobüslerde, taksilerde, canlı müzik yapılan yerlerde ve aklımın ucundan geçmeyecek garip garip ortamlarda da beni görünce tüm dünya Çok öp beni demeye başlıyor sanki! Acayip keyifli bir şey bu ve yıllardır devam ediyor!

Kiss me a lot

 

Bir şarkı kader gibi peşimde, benle birlikte dünyayı dolaşıyor ve ben bundan fazlasıyla memnunum! Sizin de varsa sizi takip eden şarkılarınız, duymaktan mutlu olurum!

 

Etiketler
,
Gezgin Martı

Perili, Tekinsiz, Garip… Bir Gece Ansızın Gidilesi 8 Yer

İçinde gizli bir zombi veyahut vampir yaşatan, karanlıktan hem korkan hem de...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir