Antakya Hatay Gezi Rehberi

Uzun zamandır Türkiye’nin en güneyine, Antakya Hatay tarafına yolum düşsün istiyordum. İnsanların ballandıra ballandıra anlattığı kebaplarını, künefesinin ve mezelerini yemek ve o bahsi geçen kiliseleri ve mozaik müzesini görmek için iki kankamla birlikte Türk havayolları’nın Ramazan kampanyalı bir uçağına atladım ve Büyük İskender’in komutanlarından birinin kurduğu rivayet edilen şehre ayak bastım.

IMG_4954
Çanla oynamayın!

400 yılında ölen Romalı tarihçi Marcellinus, Antakya için “Dünyada hiçbir kent, ne topraklarının bereketi ne de ticaretteki zenginliği bakımından bu kenti geçemezdi” demiş.

Doğunun Kraliçesi Hatay

Bir zamanların Orientis Apicem Pulcrum, yani doğunun kraliçesi Hatay, İstanbul’a yaklaşık 1.5 saatlik uçuş mesafesinde.

Uçağın şiddetli rüzgara karşı (neredeyse piste değecekken inemeyip tekrar yukarı çıkıp on dakika dolaştıktan sonra) kazandığı zafer neticesinde minik bir hava alanına inip araç kiraladık. Hava alanı şehir merkezsine 25 km uzaklıkta. Merkeze giden Havaş otobüsleri var ama şehir dışında bir yerlere de gitmek istiyorsanız ve birden fazla kişi seyahat ediyorsanız araba kiralamak oldukça mantıklı. (2014 yazı itibarıyla üç günlük kiralama ücreti için 200 tl ödedik)

Şehir merkezine giden yolda hayal kırıklığının başladığını itiraf etmem gerek. Büyük İskender, arkeoloji, medeniyetler, farklı kültürler derken ben zihnimde Antakya’yı oldukça üst raflara yerleştirmişim meğer. Karşımda yıkık dökük evler, kirli, çöp içinde sokaklar, yayaları hiçe sayan trafik ve kaos görünce afalladım. Kendimi Kahire’nin bir sokağındaymışım gibi hissettim.

Öğretmen Evi’nde (bana göre oldukça konforluydu) kaldığımız üç gün boyunca da bu his peşimi bırakmadı. Evet, Ramazan’da restoranlar, barlar, cafeler açık ve rahatça geziliyor, yemek yeniyor ama o bahsi geçen mistik ruhu şehirde bulamadım. (Belki de ben Edirne’de yaşadığım için böyle hissediyorum, belki Anadolu’nun başka bir şehrinden gelsem Antakya Hatay havasını farklı bulacak, etkilenecektim ama bu haliyle sadece bir gittim, gördüm gezdim noktası oldu benim için)

Antakya’nın İbadet Evleri

Antakya, İsa’nın müridlerine ilk kez Hristiyan ismini verdiğine inanılan şehir. Hristiyanlar için oldukça önemli bir yer. Dünyanın ilk Katolik Kilisesi olan Saint Pierre Kilisesi burada bulunuyor ama tadilatta. Şehir merkezindeki (ibadete ve geziye açık) tek kilise olan Katolik kilisesinde görevli olan kadının verdiği bilgiye göre kilise bir yıldan fazla zamandır tadilat adı altında kapalı.

saint

Merkezdeki diğer Protestan ve Ortodoks kiliseleri de aynı kaderi paylaşıyor.

IMG_5230

(Daha büyük ve farklı hayal ettiğim) havra da kapalı. Zaten toplamda 18 Musevi vatandaş kaldı diyor kilisedeki görevli kadın, Hristiyan nüfus da 130 civarında, herkes işinde gücünde. İbadet evleri bir bir kapanıyor.

IMG_4926

Yani Hatay’ı Hatay yapan o inanç zenginliği yavaş yavaş yok oluyor.

Şehrin bir diğer ünlü ibadet evi de Habib-i Neccar Camii. Anadolu’daki ilk Hristiyan Camii diye geçiyor. Cami, Roma dönemine ait bir Pagan tapınağının üzerine inşa edilmiş. Camide İsa’nın iki havarisinin ve onlara inanan ve şehit olan ilk kişi olan Antakyalı Habib-i Neccar’ın türbesi bulunuyor.

Fakat bu büyülü söylemler bizi olduğu gibi sizi de yanıltmasın. İçeri adım attığımızda gördük ki cami bir Kur’an kursu merkezi olmuş, her yer çoluk çocuk, bağrış çağrış koşturuyorlardı, herkes Arapça konuşuyordu, kaotik bir ortamdı.

Bir gece künefe yerken yanımızdaki Ulu Cami‘den Türkçe ezan duymamız ile irkilme/şaşırma/sevinme vb tüm karışık duyguları bir arada yaşamamız ama tam anlamıyla ne olduğunu soracak kimse bulamamamız ise gezinin belki de en ilginç deneyimiydi.

Hatay Arkeoloji Müzesi

Dünyanın en büyük ikinci mozaik müzesi olan arkeoloji müzesi yıllardır yer sıkıntısı çekiyormuş, pek çok eser depolarda duruyormuş. Bir süredir de yeni yapılan yere eserler taşındığı için müzeyi gezme fırsatımız olmadı. Hayal kırıklığı bölümüne bir tik daha attık.

Hatay Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi, öte yandan, eğlenceli bir müzeydi. Yörede yetişen pek çok ilginç isimli bitkiyi görme fırsatımız oldu.

Hatay Çevresi

Merkezde umduğumuzu pek bulamadık, bari şu bahsi geçen ilçelere gidelim diyerek soluğu 30 km uzaklıktaki Samandağ‘da aldık ama heyhat. Kahire’den Tanca’ya geçiş yapmış gibi oldum.

IMG_5156
Samandağ

Ama yine de Hatay’a gitmişken görülmesi gereken yerlerden biri Titus Tüneli ve Kaya Mezarları.

You shall not paaaasss.
You shall not paaaasss.

Kaya Mezarları deyince aklımıza gelen Demre-Myra‘daki görkemli mezarlar geliyor önce elbette ama bunlar daha küçük.

IMG_4895

Bir de şelaleler var. Resmen şelalelerin üzerine, altına cafeler, restoranlar yapmışlar. Sıcak havalarda gitmek için ideal. Biz en çok otantik dekorasyonu olan Mozaik Cafe‘yi sevdik.

IMG_5157

Samandağı sahilinde cam kırıkları, çöpler, poşetler arasında güneşlenmeye çalışan iki-üç kişi vardı. Sahil bomboş, bakımsız ve terk edilmiş gibiydi. Biraz ilerisinde, yine terkedilmiş gibi duran küçük bir lunapark yakınlarındaki bir çay bahçesinde oturduk. Sahil tam karşımızda ama önümüz, arkamız, sağımız, solumuz çöp. Bir boşvermişlik, özensizlik..

IMG_5094

Tanca’ya hiç gitmedim ama nedense hep Tanca’yı sayıkladım Samandağ’daki o parkta, gün batımında otururken. Sanki karşımızda Kıbrıs yoktu, sanki deniz Akdeniz değildi, sanki orası Türkiye değildi. (Belki de Türkiye’nin ta kendisiydi!)

Samandağ’a gidenlere Truva (tabaklarında Truwa yazıyor lakin) Restoran‘da yemek yemelerini şiddetsiz tavsiye ediyorum. Restoran bomboştu ama mezeleri ve kebabı çok lezzetliydi.

Türkiye’nin tek Ermeni köyü

Samandağ’a 4 km uzaklıkta bir köy var: Vakıflı. Türkiye’nin kalan tek Ermeni köyü. Köye tırmanırken radyo birden Arapça yayını bırakıp Yunanca şarkılar çalmaya başladı. Kıbrıs’a yakınlığını unutan bünyeler kısa bir süre şaşkınlık yaşadılar.

IMG_5073

Organik tarım yapılan köyde şirin, küçük bir Ermeni Kilisesi var. (Ve elbette o kilisenin önündeki ağaca sarılan bir Martı!)

Musa Ağacı

Vakıflı Köyü yolu üzerinde, Hıdırbey Köyü‘nde efsanevi bir ağaç var. Dıştan çevresi 20 metre olan ve 800-1000 yaşlarında olduğu tahmin edilen (halk inanışına göre 2000-3000 yaşları arasında!) ağacın hikayesi şöyle:

musa

Hz. Hızır ile Hz. Musa’nın Samandağ’daki buluşmasından sonra, birlikte Hıdırbey Köyü’nün yakınlarındaki Musa Dağı’na çıkmak üzere yola çıkarlar. Ağacın bulunduğu yere gelen Musa, çok susadığını farkedip dereye su içmeye gider ve bastonunu da oraya bırakıverir. Su içtikten sonra yollarına devam ederler. Asasını suyun kenarında unuttuğunu farkeden Hz. Musa, döndüğünde asasının yeşerdiğini ve bir fidan haline geldiğini görür. O günden bugüne ağaç, Musa ağacı olarak bilinir.

Ağacın etrafına bir park yapılmış ama artık bu yazının gidişatından da tahmin edebilirsiniz ki parktaki işletmeler pek bir özensiz. (Tuvaletleri girilmeyecek kadar pis, çayların içinde değişik maddeler yüzüyor, bardakları on yıldır yıkanmamış, falan filan)

Hatay’ın cafeleri ve yemekleri

Hatay’ın en güzel yanını hep cafeleri, bazı restoranları ve yemekleri olarak hatırlamak isteyeceğim.

IMG_5280

İlk gün gittiğimiz, puanı çok yüksek Anadolu Restoran‘a gitmeye gerek yok. Hem yemekleri özensiz hem de servisi baştan savma. Onun yerine Sveyka Restoran‘a gidebilirsiniz.

IMG_5284 IMG_5076

Kirazlı kebap, humus, sucuklu börek, ezme, oruk, pide, mezeler.. Hepsi şahaneydi. Fiyatları da makul.

IMG_5286
Kirazlı Kebap

Trista Pena Ebru Sanat Evi ise şehrin en güzel noktalarından. Zenginler Mahallesi’nde, eski Antakya evlerinin olduğu sokakların birinde.

IMG_5241

Dekorasyonu, bahçesi, kahvesi, limonatası, her şeyi şahane. Girişte sanat atölyesi var. Orası da gezilebiliyor.

IMG_5270

İçeri girdiğimizde Lorena Mckennitt çalıyordu; Kiss No More. Ve camda da bu işaret vardı.

IMG_5242

Mekana yakışmayan tek şey buydu diyebilirim. Ama biz onu da çarpıtmayı bildik tabi. Ne de olsa mekan heteroseksüel öpüşmeyi yasaklamış, değil mi?

Lorena Mckennitt, sarı binalar, Arap kahvesi, yandaki kilise, rüzgar çanlarının tınısı, karşı balkondan sallanan çamaşırlar.. Only Lovers Left Alive filminden bir karede gibiydim.

Şehrin ünlü mekanlarından biri de Affan Kahvesi, Kurtuluş Caddesi’nde. Hatay’ın ünlü tatlısı haytalıyı afiyetle yiyebileceğiniz bir yer. Dondurma ve gül suyunun ilginç birleşiminden oluşan bir tatlı. Yanına da (genellikle çay bardaklarında getirdiklerini gördüğüm) acı bir kahve…

IMG_4952 IMG_4953

Hatay’da pek çok kitabevi ve atölye gördük. (İçleri boştu ama olsun, gördük mü, gördük!) Çoğu da aynı zamanda cafe işlevi görüyor. Don Kişot duvarlı Kitaplı Kahve de yine Kurtuluş Caddesi üzerinde, Affan Kahvesi ve Sveyka Restoran’a çok yakın.

IMG_4893

Kitaplı Kahve insana İstanbul’da olduğu ilüzyonunu yaşatabiliyor. Raftan bir şiir kitabı alıp şiir okumak çok eğlenceli. Zaten Hatay’da hemen hemene her duvarda bir şiir yazılı.

#şiirsokakta nın en yaygın olduğu şehirlerden biri gibi görünüyor. Eski Antakya evlerinin olduğu dar sokakların sarı-kahve renkli duvarları çeşitli dizelerle dolu.

IMG_4878

Ben de çorbada tuzum olsun istedim, duvara bir kaç satır yazıverdim.

duvar

Kilise karşısındaki Cabaret Bar‘da da eğlenceli vakit geçirdik.

Barudi Cafe ise gerek dekoru gerekse kokteylleri ile aklımızı başımızdan aldı.

barudi2 barudi

Antakya künefesi ile meşhur elbette. İlk künefemizi Kral Künefe‘de yedik. Seveni de çok, sevmeyeni de. Bana şerbeti fazla geldi, sevmedim.

IMG_5296

Onun yerine son gün gittiğimiz, Uzun Çarşı‘daki (baharatçılar, hediyelik eşyalar, ayakkabılar, giysiler, ne ararsanız var) Çınaraltı Künefe‘deki künefe çok daha lezzetli geldi. Künefeyi gözünüzün önünde, odun ateşinde pişiriyorlar. İsterseniz pakette, yanında şerbetiyle birlikte alıp evde fırında ısıtmak üzere alıp götürebiliyorsunuz.

IMG_5294

Kesinlikle tavsiye ederim.

Sonuç olarak, Medeniyetler Şehri Antiochia‘yı görmek için zaman makinasının icat olmasını beklemek gerekiyor belki ama o zamana dek siz de bizim gibi gidip Antakya Hatay etrafında aylaklığın ve yemeklerin keyfini çıkarabilirsiniz. Belki siz gidene dek kiliseler yeniden ziyarete açılır, belki savaşlar biter, Suriye’ye, İsrail’e ve Lübnan’a geçersiniz yaklaşmışken, belki şehre bir film gelir, bir güzel orman olur, falan filan.

Martı Hatay’dan bildirdi.

Gezgin Martı

Avrupa Rüyası ile Ekstra Tur Ücreti Ödemeden Büyük Britanya Turu

Avrupa Rüyası ile Ekstra Tur Ücreti Ödemeden Büyük Britanya Turu Türkiye’deki tüm...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir