2012 Kakava Şenlikleri: Bir Kaç Şamanlık Aktivitesi

Edirne Kakava Şenlikleri

poster
Kakava Edirne

Benim bayram insanı olduğum söylenemez. (Bana her gün bayram!) Öyle klasikleşmiş gelenek, görenekleri takip etmeyi de pek sevmem ama iki kutlama var ki yeryüzünde, her yıl tarihleri yaklaştığında o kutlamaların bir parçası olmak için atmadığım takla kalmıyor. Bunlardan biri kostümleri, maskeleri, çılgın insanları ve onların danslarını sevdiğim için Cadılar Bayramı, diğeri de Şaman ruhumu okşayan, doğayla bir olduğumu bana hissettiren Hıdrellez.

IMG_0678
Edirne Kakava Şenlikleri

Geçen yılki Kakava Şenlikleri‘ne giderken hava öyle soğuktu ki (pembe(!) montumu giymiştim), Hızır ve İlyas peygamberlere gelecek yıl da baharı zamanında getirmezlerse küseceğimi söylemiştim. Bu yıl Hızır ve İlyas beni dinlemiş olacak ki baharı erkenden getiriverdiler şehrime. Mart ayından itibaren içimizi ısıtmaya başladı güneş. Nisan’da karanlık bulutlar göğe hükmederek göz dağı vermeye çalışsalar da yılmadık, baharımıza kavuştuk. 5 Mayıs Cumartesi günü yine en renkli giysilerimi giyerek yollara düştüm. Buket Uzuner’e söz verdiğim gibi ay çöreğimi alıp bir cafeye oturup kahvemi ısmarladım ve başladım dileklerimi resmetmeye.. (en sevdiğim kısım)

IMG_0615                             IMG_0624

Her yıl bembeyaz kağıtlara canım ne isterse onları çiziyorum ve yazıyorum. Gerçekleşip gerçekleşmeyecek olması pek de umurumda değil açıkçası, ben bu işi yaparken çok keyif alıyorum ve önemli olan da bu zaten. Bizim bahçedeki gül ağaçlarının dipleri dünya haritalarıyla doldu taştı yıllardır. Hıdrellez, sağ olsun, beni harita çizimi konusunda oldukça geliştirdi!

Ayçöreği ritüelinden sonra Kakava Şenlikleri‘nin yapıldığı ve Hıdrellez Ateşi’nin yakılacağı Sarayiçi’ne doğru yol aldık arkadaşım ile. Rengarenk giyinmiş insanlar çiselemeye başlayan yağmura inat yol boyunca fotoğraflar çekerek, şarkılar söyleyerek ilerliyorlardı. Alandaki görüntüler tanıdık ve eğlenceliydi: Çekirdekçiler, pamuk şeker ve balon satanlar, rakısını açan, mezesini yiyen amcalar, gelinlikli kızlar, rengarenk giysileri ve ruhları içinde dans eden her daim neşeli Romanlar..

kids4 IMG_0651

Ateş yandığında alkışlar yükseldi göğe yine. Isındık. Fotoğraflar çektik. Dans edenleri izledik. Siz hiç aynı anda saksafon, zurna ve davulun harmonisine tanık oldunuz mu? Ben ilk kez orada duydum ve hem çok güldüm, eğlendim hem de çok sevdim. Minik bir kız yanıma gelip “Ablaaa, sen Hürrem’e çok benziyisin” dedi. Ona Meryem Uzerli ile aslında ikiz olduğumuzu, doğumdan sonra onu Almanya’ya gönderdiklerini, beni de Edirne’de bıraktıklarını söyledim. Yüzü karıştı. Sonra gülümsedi ve gitti.

IMG_0636
Edirne Kakava Şenlikleri

Çimenler üzerine kurulan sahnede öğrenciler folklor gösterileri ve Roman dansları sergilediler. Hem alkışladık, hem de oynadık.

IMG_0756
Edirne Kakava Şenlikleri

Danslardan sonra bir grup sahneye çıktı. Sahaja Yoga Meditation yazan pankartlarını sahneye yerleştirdiler. İki kişi yere oturup müzik aletlerini çalarak Hintçe/Sanskritçe olduğunu tahmin ettiğim bir dilde çok eğlenceli, ortama müthiş uyan bir şarkı söylemeye başladılar. Arkalarındaki koro da onlara eşlik ediyordu. Şarkı bitince korodan bir kadın eline mikrofonu alarak alandakilerin sağ ellerini kaldırmaları istedi, sonra da ellerini başlarının üzerine koymalarını. Yaptık.

Herkesin yüzünde gülümseme, çiseleyen yağmurun altında, sırtımızı yanan dev ateşe vermişiz, çimenler üzerinde meditasyon yapıyoruz. Benden sonra tekrar edin diyen kadını gülümseyerek takip ediyoruz “Herkesi seviyorum, herkesi affediyorum, evrenin enerjisini kabul ediyorum” ve işte o anda olanlar oluyor!

Kimse ne olduğunu anlamadan sahneye yaşları 10-15 arasında değişen bir grup çıkıverdi. Birinin elinde davul vardı ve çalarak sahneye fırladı. Saçında gül, belinde renkli bir atkı olan beyaz gömlekli oğlan mikrofonu kakıp bir şeyler söylemeye, minik kızlar da oynamaya başladılar. Sahnedeki grup şaşkınlıktan donup kalmış yüzleriyle onları izledi. Mikrofonu kapan çocuk “Erkezi affediyiiz, erkezi seviyizz” diye bağırdı. Biraz göbek attı, biraz dalgasını geçti. Sonra sahneden geldikleri gibi gürültüyle ve coşkuyla ayrıldılar. Bütün bunlar o kadar ani oldu ve kısa sürdü ki.. Bir tiyatro oyunu izler gibi olduk hepimiz. Ben çok ama çok güldüm, eğlendim.

Sahneye fırlayan Romanlar ve insanlara meditasyon yaptırmaya çalışan grup bence kesinlikle aynı frekanstaydı. Belki iki grup da diğerinin yaptığını saçma buldu, birbirlerini küçümsediler ama bence ortaya çıkan kombinasyon kesinlikle günün anlam ve önemine uygundu.

IMG_0654
Edirne Kakava Şenlikleri

Ateş azalında üzerinden atladık ve sonra şehir merkezine gitmek üzere yola koyulduk. Gece yarısına kadar kurulan sahnede Rumeli türküleri söylendi. Klarnet çalındı. 22. Nefes isimli bir dans topluluğu Salsa’dan Sırtaki’ye, Lirik danstan Zeybek’e bütün dansları harika bir şekilde sergileyerek herkesi mest ettiler. Biz de yerimizde dans ettik durduk. Sahnenin hemen aşağısında bir grup müzisyen keman, darbuka, zurna ve çello çok sesliliği eşliğinde Jarnana ve Ederlezi‘yi çaldılar. Ederlezi‘nin çalınıyor olması beni öyle etkiledi ki sanırım alanda en çok alkışı çıkaran ben oldum. Ve sonra bir kader gibi peşimde olan şarkı Besame Mucho‘yu çaldılar, elbette! Gecenin en güzel ve benim için en özel anlarından biriydi, kuşkusuz.

stelios-moon

(Photo by Stelios G. Logothetis) Eve dönüş yolunda 2012 yılının en büyük Dolunay’ına derin bir nefes alarak baktım. Dilek kağıdımı gülün altına gömdüm. Doğaya ve doğanın mucizelerini kutlayabilecek kadar bilge ve neşeli insanların varlığına bir kez daha minnettar oldum. Kulağımda Rumeli türküleri ile güzel bir uykuya daldım. Hızır ve İlyas peygamberler de beni gülümseyerek izlemiş olmalılar. Ben baharı bu yıl çok güzel karşıladım.

Etiketler
, ,
Gezgin Martı

Pizza, Makarna, Kahve, Dondurma.. Yaşasın İtalya!

İnanıyorum ki Türkiye’den pek çok gezgine eğer başka bir ülkede yaşamak durumunda...
Devamını Oku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir